Bir bölüm mısın

Çatı Katı Aşk 7. Bölüm izle için mika (2020-08-20 18:16:44) dediki, kanal d bu dizileri gerçekten çok başarılı yapıyor. yaz dizileri izleyeceğim zaman kanal d..; Survivor 2020 Canlı izle için Sakin (2020-05-12 04:52:04) dediki, Bu senenin sürprizi gerçekten ersin korkut oldu. Adamın vücut tipine, yaşına falan baksan .. Android Mobil Canlı TV izleme uygulaması için ... Mehmed Bir Cihan Fatihi 6. bölüm final izle 24 Nisan 2018 Salı Kanaldde başladığında canlı olarak izleyebilir, bitincede full hd tek parça olarak izleyin Sayılar önce 4 sonra 8 sonra 12 şeklinde bir örüntü ile artıyor. Son sayı 72 olur. . . -----Anahtar Kelimeler: aptal mısın oyunu, aptal mısın çözümü, ios oyun çözümü, bölüm 1 , aptal mısın cevapları , aptal mısın, android oyun çözümleri , oyun çözümü , iphone aptal mısın, aptal mısın çözümü nasıl ... Bir Garip Aşk 4.Bölüm HD kalitesinde tek parça reklamsız youtube son bölüm izle bilgisayar tablet ve mobil den keyifle Bir Garip Aşk son bölüm izle Aşkın sınırsız, kavganın ölümüne, umudun inadına yaşandığı “Bir Zamanlar Çukurova” atv’de... Yapım : Tims&B Productions Yönetmen : Murat Saraçoğlu Senaryo : Yıldız Tunç ... GNOME = Bir masaüstü ve geliştirme ortamıdır. KDE = Bir masaüstü ve geliştirme ortamıdır. Linux = Anti-windows olarak kabul gören işletim sistemi. Twinkie = Amerika'nın en sevilen abur cubur yiyeceklerindendir.Kabaca içi krema doldurulmuş kek şeklinde tarif edilebilir. Yaparsın Aşkım HD İzle! “İnternet sitemizdeki deneyimlerinizi kişiselleştirmek amacıyla kullanılan çerezler bakımından tercihlerinizi nasıl yöneteceğinize (Çerez Politikası) üzerinden bakabilirsiniz, kişisel verilerinizle ilgili daha fazla bilgi için (Gizlilik Politikası’nı) ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak, çerezleri belirtilen kapsamda kullanmamızı ... MSN ile hava durumuna bak, son dakika haberleri oku. TV, spor, sağlık, magazin, finans, en son haberler ve son dakika gelişmelerini takip et. Facebook, Twitter, Skype, Outlook'a tek tıkla gir. Bölüm:253 Sen bir Usta Hoca mısın? Çeviri ve Düzenleme: Gin . Bom! O anda, Yeşilimsi Kartal her an patlayabilecek bir bomba gibi gözüküyordu. Vücudundan suyun akışına benzer bir ses yükselirken, akupunktur noktaları içlerinden güçlü bir enerji akar gibi titreşiyordu. Huuv! Huuv! Çukurova'da heyecan zirvede! Yapımını TIMS&B Productions’ın, yapımcılığını ise Timur Savcı ve Burak Sağyaşar’ın gerçekleştirdiği ‘Bir Zamanlar Çukurova’, heyecan dolu yeni bir bölüm ile ekrana gelecek!

GRRM - 2014 Söyleşileri

2020.08.28 18:19 griljedi GRRM - 2014 Söyleşileri

- "Gerçek hayatta iyiyle kötü arasındaki savaşın en zor yanı, hangisinin hangisi olduğunu belirlemektir... Geleneksel mutlu sonlara karşı içgüdüsel bir güvensizliğim var.”
- 1991'de bu fikri ilk aldığınızda, bunun sadece bir roman değil, birçok roman olduğunu biliyor muydunuz?
Bana gelen ilk sahne, ilk kitabın birinci bölümüydü, ulu kurt yavruları buldukları bölüm. Bu bana birdenbire geldi. Aslında farklı bir roman üzerinde çalışıyordum ve birden o sahneyi gördüm. Yazdığım romana ait değildi ama bana o kadar canlı geldi ki oturup yazmak zorunda kaldım ve bunu yaptığımda ikinci bir bölüm oldu ve ikinci bölüm Catelyn'di. Ned'in yeni döndüğü ve kralın öldüğü mesajını aldığı bölüm ve bu da bir tür farkındalıktı çünkü ilk bölümü yazarken gerçekten ne olduğunu bilmiyordum. Bu kısa bir hikaye mi? Bu bir romanın bölümü mü? Hepsi bu Bran denen çocukla mı ilgili olacak?Ama sonra, ikinci bölümü yazdığımda ve bakış açımı değiştirdiğimde - tam orada, tam başında, Temmuz 91'de önemli bir karar verdim. Tek bir bakış açısına sahip olmaktansa ikinci bir bakış açısına gittiğim dakika, kitabı çok daha büyük yaptığımı biliyordum. Şimdi iki bakış açım vardı ve iki tane elde ettiğinizde, üç, beş veya yedi veya her neyse olabilir. Üç ya da dört bölüm içinde olduğumda bile, büyük olacağını biliyordum.
Başlangıçta, bir üçleme düşündüm ve nihayet piyasaya sürdüğümde, bu şekilde sattım.Üç kitap: A Game of Thrones, A Dance With Dragons, Winds of Winter. Bunlar üç orijinal başlıktı ve üç kitap için kafamda bir yapı vardı. O zamanlar, doksanlı yılların ortalarında fanteziye, altmışlardan beri olduğu gibi üçlemelerin egemenliği altındaydı. Yayıncılığın o küçük ironilerinden birinde Tolkien aslında bir üçleme yazmadı. Yüzüklerin Efendisi adlı uzun bir roman yazdı. Ellili yıllardaki yayıncısı, "Bu tek bir roman olarak yayımlanamayacak kadar uzun. Onu üç kitaba ayıracağız" dedi. Böylece üçlemeyi elde etti, Yüzüklerin Efendisi o kadar büyük bir başarıya dönüştü ki yirmi yıldan fazla bir süredir diğer tüm fantezi yazarları üçleme yazıyordu. Bu kalıbı kararlı bir şekilde kıran, sanırım bir üçleme olarak da başlayan, ancak hızla ötesine geçen The Wheel of Time ile Robert Jordan'dı ve insanlar şunu görmeye başladı, "Hayır, daha uzun. Esasen bir mega romanınız olabilir! " Ve nihayetinde ben de aynı farkındalığa ulaştım, ancak '95'e kadar, A Game of Thrones'da zaten bin beş yüz el yazması sayfam olduğu ve sonuna kadar bile yaklaşmadığım ortaya çıktığında... Böylece benim üçlemem o noktada dört kitap oldu. Sonra, daha sonraki bir noktada, altı kitap oldu. Ve şimdi yedi kitapta sabit tutuyor.
İnşallah yedi kitapta bitirebilirim.
Büyük, biliyor musun? Ve gerçek şu ki, bu bir üçleme değil.Uzun bir roman. Gerçekten çok uzun bir roman. Bu bir hikaye ve hepsi bittiğinde, bir kutu setine koyacaklar ve bundan yirmi yıl sonra ya da bundan yüz yıl sonra hala okuyan biri varsa, hepsini birlikte okuyacaklar. Başından sonuna kadar okuyacaklar ve benim yaptığım gibi, hangi kitapta neler olduğunu unutacaklar.
- Kışyarı'nda geçen sahneleri yazarken ve birdenbire tamamen farklı bir konumla Daenerys sahnesine sahip olurken, sizin için büyük bir değişim miydi?
Oldukça erken bir tarihte, 91 yazında Daenerys'e ait şeyler vardı. Onun başka bir kıtada olduğunu biliyordum. Sanırım o zamana kadar zaten bir harita çizmiştim - ve üzerinde değildi. Westeros olarak anılacak tek kıtanın haritasını çizmiştim ama o sürgündeydi ve bunu biliyordum ve bu yapıdan bir nevi ayrılıştı. Kitabın başlangıç ​​yapısı açısından Tolkien'den ödünç aldığım bir şey. Yüzüklerin Efendisine bakarsanShire'da her şey Bilbo'nun doğum günü partisiyle başlar. Çok küçük bir odağınız var. Kitabın hemen başında Shire'ın bir haritası var - bunun tüm dünya olduğunu düşünüyorsunuz. Ve sonra onun dışına çıkarlar. Kendi içinde epik görünen Shire'ı geçerler ve sonra dünya büyüyor, büyüyor ve büyüyor... Ve sonra daha fazla karakter eklerler ve sonra bu karakterler ayrılır. Esasen oradaki ustaya baktım ve aynı yapıyı benimsedim. Taht Oyunları'ndaki her şey Kışyarı'nda başlar. Orada herkes bir aradadır ve sonra daha fazla insanla tanışırsınız ve nihayetinde ayrılırlar ve farklı yönlere giderler. Ancak bundan ilkinden ayrılan, her zaman ayrı olan Daenerys'ti. Sanki Tolkien, Bilbo'ya sahip olmanın yanı sıra, kitabın başından beri ara sıra bir Faramir bölümüne atılmış gibi.
- Aslında Daenerys, Kışyarı’na (sahnelerine) bağlıydı çünkü onun ailesine olanlar hakkında konuşulduğunu okuduk.
Örtüşmeler görüyorsunuz. Daenerys evlenir ve Robert, Daenerys'in yeni evlendiği raporunu alır ve buna ve yarattığı tehdide tepki verir.
- Çok güçlü ters dönüşleriniz var, okuyucunun dengesini bozuyorsunuz. Önceleri Sword in the Stone bölgesinde olduğunuzu düşünebilirsiniz, kitabın dönüşeceği halini düşünebilirsiniz; örneğin kahramanın Bran olduğunu düşünebilirsiniz ama sonra sizinle okuyucu arasında hilekar bir oyuna dönüşmüş gibi...
Sanırım okumak istediğini yazıyorsun. Bayonne'de çocukluğumdan beri okurdum, doymak bilmez bir okurdum. "George, burnu kitapta" diye seslenirlerdi. Bu yüzden hayatımda birçok hikaye okudum ve bazıları beni çok derinden etkiledi; diğerlerini ben onları yere koyduktan beş dakika sonra unuttum. Gerçekten takdir etmeye başladığım şeylerden biri, benim kurgumda bir tür öngörülemezlik. Beni nereye gittiğini gördüğüm bir kitaptan daha çabuk sıkan hiçbir şey yok. Siz de okudunuz. Yeni bir kitap açarsınız ve ilk bölümü, belki ilk iki bölümü okursunuz ve geri kalanını bile okumanıza gerek kalmaz. Tam olarak nereye gittiğini görebilirsiniz. Sanırım ben büyürken ve televizyon seyrederken bunun bir kısmını aldım. Annem olayların nereye gittiğini her zaman tahmin ederdi, ister I Love Lucy ister onun gibi bir şey olsun. "Pekala, bu olacak" derdi. Ve tabii ki, olur! Ve hiçbir şey daha hoş değildi, farklı bir şey olduğunda aniden bir şaşırırdı, twsit haklı olduğu sürece.
Bir anlam ifade etmeyen gelişigüzel dönüşler yapamazsınız. İşlerin takip etmesi gerekiyor. Sonunda "Aman Tanrım, bunun olacağını görmedim ama önceden haber verildi; burada bir ipucu vardı, orada bir ipucu vardı. Onu görmeliydim geliyor. " demelisiniz ve bu benim için çok tatmin edici. Bunu okuduğum kurguda ararım ve kendi kurguma yerleştirmeye çalışırım.
- Bran'ın itilmesi gibi, bunu da önceden haber veriyorsunuz, böylece okuyucu aldatılmış hissetmez. Kızıl Düğün de aynı.
Kurgu ve yaşam arasında her zaman bir gerilim vardır. Kurgu, hayattan daha fazla yapıya sahiptir. Ama yapıyı saklamalıyız. Sanırım yazarı saklamalıyız ve bir hikayeyi gerçekmiş gibi göstermeliyiz. Çok fazla hikaye çok yapılandırılmış ve çok tanıdık. Okuma şeklimiz, televizyon izleme şeklimiz, sinemaya gitme şeklimiz, hepsi bize bir hikayenin nasıl gideceğine dair belirli beklentiler verir. Gerçek hikayeden tamamen bağımsız olan nedenlerle bile. Sinemaya gidiyorsun, büyük yıldız kim? Tamam, Tom Cruise yıldızsa, Tom Cruise ilk sahnede ölmeyecek, biliyor musun? Çünkü o yıldız! Geçmesi gerekiyor. Veya bir TV şovu izliyorsunuz ve adı Castle. Castle karakterinin oldukça güvenli olduğunu biliyorsunuz. Önümüzdeki hafta ve sonraki hafta da orada olacak.
İdeal olarak bunu bilmemelisin. Duygusal katılım, bir şekilde bunu aşabilirsek daha büyük olurdu. Yani yapmaya çalıştığım şey bu, biliyor musun? Bran, önsözden sonra tanıştığınız başlıca karakterlerden ilki. Yani "Oh, tamam, bu Bran'ın hikayesi, Bran burada bir kahraman olacak" diye düşünüyorsunuz. Ve sonra: Hata! Orada Bran'a ne oldu? Hemen kuralları değiştiriyorsunuz. Ve umarım bu noktadan sonra okuyucu biraz belirsizdir. “Bu filmde kimin güvende olduğunu bilmiyorum.” Bunu dedirtmek gerekir. Ve insanlar bana “Kitaplarda kimin güvende olduğunu asla bilemiyorum. Asla rahatlayamam. " dediğinde bunu seviyorum. Bunu kitaplarımda istiyorum. Ve bunu okuduğum kitaplarda da istiyorum. Her şeyin olabileceğini hissetmek istiyorum. Alfred Hitchcock bunu yapan ilk kişilerden biriydi, en ünlüsü Psycho'da. Psycho'yu izlemeye başlıyorsun ve onun kahraman olduğunu düşünüyorsun. Öyle mi? Onu sonuna kadar takip ettin. O duşta ölemez!
- Ned korucunun kafasını kestiğinde belirsizliğe erken işaret edersin ama o yanılıyor. Kesin değil. Ve hatta Jaime Lannister, Bran'ı pencereden dışarı ittiği sahneden sonra Tyrion ile dostça bir ilişki kurar. Onun başka bir yanını görüyorsunuz.
Gerçek insanlar karmaşıktır. Gerçek insanlar bizi şaşırtıyor ve farklı günlerde farklı şeyler yapıyorlar. Santa Fe'de birkaç ay önce satın alıp yeniden açtığım küçük bir tiyatrom var. Bazı yazar etkinlikleri düzenliyoruz. Birkaç hafta önce bir imza için Pat Conroy vardı. Harika yazar, harika Amerikalı yazarlarımızdan biri. Ve kariyerinin çoğunu babası hakkında bu kitapları yazarak geçirdi. Bazen anı olarak, bazen kurgu olarak atılıyor, ancak babasıyla olan sorunlu ilişkisinin, ona farklı bir isim ve farklı bir meslek verdiğinde ve tüm bunlara rağmen baktığını görebilirsiniz. Her ne şekilde olursa olsun, Pat Conroy’un babası Büyük Santini karakteri, modern edebiyatın en büyük karmaşık karakterlerinden biridir. O çirkin bir tacizci, çocuklarını terörize ediyor, karısını dövüyor, ama aynı zamanda bir savaş kahramanı, bir dövüşçü ve tüm bunlar. The Prince of Tides'daki karakter gibi bazı sahnelerde, bir kaplan satın aldığı ve bir benzin istasyonu açmaya çalıştığı ve işler ters gittiği, neredeyse bir Ralph Kramden komik adamıdır. Bunu okuyorsun ve hepsi aynı adam ve bazen ona hayranlık duyuyorsun ve bazen ona karşı nefret ve tiksinme hissediyorsun ve oğlum, bu çok gerçek. Hayatımızdaki gerçek insanlara bazen böyle tepki veririz.
- Kitaplarınızda kadınlar güçlüdür.
Ama ataerkil bir toplumda mücadele ediyorlar, bu yüzden her zaman üstesinden gelmeleri gereken engeller var ki bu gerçek orta çağların hikayesiydi. Aquitane'li Eleanor gibi güçlü bir kadına sahip olabilirsiniz, iki kralın karısı olabilirdi ve yine de kocası, sırf ona kızdığı için onu on yıl hapse atabilirdi. Farklı zamanlardı ve bu bir fantezi dünyası, bu yüzden daha da farklı.
- Sonunda hangi strateji işe yarayacak?
Bu (hikayeyi) söylemek olurdu. Görmek için sonuna kadar gitmelisin.
- Karakterleriniz için, Jaime'nin Brienne of Tarth ile seyahat etmesi gibi harika ters karakterleriniz var. Tazı ile Arya gibi başka eşleşmeler de var. Bilinçli olarak ters karakter mi yaratıyorsunuz?
Drama çatışmadan ortaya çıkıyor, bu yüzden birbirinden çok farklı iki karakteri bir araya getirip geride durup kıvılcımların uçuşunu seyretmeyi seviyorsunuz. Bu size daha iyi diyalog ve daha iyi durumlar kazandırır.
- Tyrion için Joffrey’in ölümü işleri daha iyi yapmaz, işleri daha da kötüleştirir. Tyrion'un başı büyük belada ve tüm seri boyunca bir noktaya değinmeye çalıştığım bir şeyi kanıtlıyor: Kararların sonuçları var. Robb, Frey Hanesi'ne sözünü tutmaz ve Frey’in kızlarından biriyle evlenmezse, bunun onun için korkunç sonuçları olur. Tyrion’un sorunlarından biri de geveze olmasıydı. Serinin başından beri bir şeyler söylüyor, Cersei'ye bu üstü kapalı tehditler - "Bir gün bunun için seni alacağım, bir gün neşen ağzında küle dönecek." Şimdi, tüm bu açıklamalar onu gerçekten suçlu gösteriyor.
Sanırım katilin amacı, bunu başka bir Kızıl Düğün haline getirmek değil - Kızıl Düğün çok açık bir şekilde cinayet ve kasaplıktı. Bence Joffrey’in ölümüyle ilgili fikir, onu bir kaza gibi göstermekti - birisi kutlama yapıyor, Heimlich manevrasını icat etmemişler, bu yüzden birisi boğazına yemek taktığında, bu çok ciddidir. Bunu biraz İngiltere Kralı Stephen'ın oğlu Eustace'in ölümüne dayandırdım. Stephen, tacı kuzeni İmparatoriçe Maude'dan gasp etmişti ve uzun bir iç savaşla savaştılar ve anarşi ile savaş ikinci nesle aktarılacaktı çünkü Maude'un bir oğlu, Henry ve Stephen'ın bir oğlu vardı. Ama Eustace bir ziyafette boğularak öldü. İnsanlar hala bin yıl sonra tartışıyorlar: Boğuldu mu yoksa zehirlendi mi? Çünkü Eustace'i ortadan kaldırarak İngiliz iç savaşını sona erdiren bir barış getirdi. Eustace’ın ölümü [tesadüfi olarak] kabul edildi ve bence buradaki katillerin umduğu şey buydu - tüm krallık Joffrey’in bir parça turta üzerinde boğulup öldüğünü görecek. Ama güvenmedikleri şey, Cersei’nin bunun cinayet olduğuna dair acil varsayımıydı. Cersei bir an bile buna kanmadı. Bunun kaza sonucu bir ölüm olduğuna inanmıyor. Sahnenin çekildiğini gördünüz, boğulma ihtimali olduğu için mi karşımıza çıkıyor yoksa zehirlendiği çok açık mı?
- Neden “Buz ve Ateş Şarkısı” romanlarınıza tecavüz veya cinsel şiddet olaylarını dahil ettiniz? Bu sahnelerle daha büyük hangi temaları ortaya çıkarmaya çalışıyorsunuz?
Bir sanatçının gerçeği söyleme yükümlülüğü vardır. Romanlarım epik fantezi ama tarihten ilhama dayanıyorlar. Tecavüz ve cinsel şiddet, eski Sümerlerden günümüze kadar yapılan her savaşın bir parçası olmuştur. Onları savaşa ve güce odaklanan bir anlatımdan çıkarmak, temelde yanlış ve sahtekârlık olurdu ve kitapların temalarından birini baltalardı: insanlık tarihinin gerçek dehşetinin orklardan ve Kara Lordlardan değil, bizden kaynaklandığı... Biz canavarlarız. (Ve kahramanlar da). Her birimizin kendi içinde büyük iyilik ve büyük kötülük kapasitesi vardır.
- Kitapların bazı eleştirmenleri, bu tür sahnelerin Westeros dünyasının genellikle karanlık ve ahlaksız bir yer olduğunu göstermesi amaçlansa bile, romanların seyri boyunca bu anlara aşırı bir güven duyulduğunu ve belirli bir noktada olduklarını söylediler, artık şok edici değil ve heyecan verici hale geliyor. Bu eleştiriye nasıl yanıt veriyorsunuz?
Westeros'un "karanlık ve ahlaksız bir yer" olduğu fikrine itiraz etmeliyim. Burası Disneyland Orta Çağları değil, hayır ve bu oldukça kasıtlı ... ama kendi dünyamızdan daha karanlık veya ahlaksız da değil. Tarih kanla yazılır. Cinsel veya başka türlü "Buz ve Ateşin Şarkısı" ndaki vahşet, herhangi bir iyi tarih kitabında bulunabileceklerle karşılaştırıldığında soluk kalır.
Bazı cinsel şiddet sahnelerinin heyecan verici olduğu eleştirisine gelince, bana bu eleştirmenler hakkında kitaplarımdan daha çok şey söylüyor gibi geliyor. Belki onlar bazı sahneleri heyecan verici bulmuşlardır. Okuyucularımın çoğu, sanırım onları amaçlandığı gibi okudu.
Yazar olarak kariyerimin en başından beri felsefemin "göster, söyleme" felsefesi olduğunu söyleyeceğim. Kitaplarımda ne olursa olsun, eylemi özetlemek yerine okuyucuyu bunun ortasına koymaya çalışıyorum. Bu, canlı duyusal ayrıntılar gerektirir. Mesafe istemiyorum, seni oraya koymak istiyorum. Söz konusu sahne bir seks sahnesi olduğunda, bazı okuyucular bunu son derece rahatsız buluyor… ve bu cinsel şiddet sahneleri için on kat daha doğru.
Ama olması gerektiği gibi. Bazı sahneler rahatsız edici, rahatsız edici ve okunması zor olabilir.
- Martin, HBO şovunda yapılan küçük değişikliklerin daha sonra oradaki hikaye üzerinde ne kadar büyük bir etkisi olacağı hakkında biraz konuşuyor. TV yapımcılarının yaptığı seçimleri kontrol etmediğini bize bildirdiğinizden emin oldu.
- Robert’s Rebellion hakkında bir kitap yazacak mısın?
"Muhtemelen değil." Sonraki iki kitapta Robert’s Rebellion’a daha çok geri dönüşler ve imalar olacak. "Bu serinin sonunda olan her şeyi öğreneceksin". Bununla ilgili bir kitap o zaman çok ilginç olmazdı.
- Bize bir warg ejderha binicisi hakkında ne söyleyebilirsiniz?
Bir ejderhayı warglayan birinin geçmişte emsali yoktur. Ejderha ve binici arasındaki efsanevi bağın zengin bir tarihi var. Çok uzaklardan (hmm) bile sürücülerine yanıt veren ejderhaların gerçek ve çok güçlü bir bağ olduğunu gösteren örnekler olmuştur. Bununla ilgili daha çok şey öğreneceğiz. Okumaya devam edin.
- ASOIAF’taki en favori alıntınız nedir?
Tek bir tane yok ama Septon Meribald’ın savaş hakkında yaptığı konuşmayı seviyorum.
- Kendinizi kitaplarda hangi karakter olarak görüyorsunuz? İçinde en çok hangi karakter var?
Tyrion demek isterdim ama bu gerçekten Samwell Tarly. Tyrion daha çok aksiyon alıyor, daha çok yatıyor (kahkahalar) ama ben daha çok Sam gibiyim.
- Bir kitap okuyucu olarak, şovdaki benzer durumu izlemeden önce bunu okumak çok tatmin ediciydi (Arya, show’da Polliver'ı öldürürken Lommy'den söz ediyor, kitaplarda Raff). Bahsettiğiniz gibi, şov içeriğini kontrol edemezsiniz. Sezon 5'e doğru ilerlerken böyle açıklamaların önünde kalmak için daha fazla bölüm yayınlamayı planlıyor musunuz? Ayrıca Arya, o bölümde beklediğimizden çok daha yaşlı görünüyor. “Mercy”, gelecekte Dans'ın sonundan itibaren bir yıldan fazla mı oluyor yoksa sadece Arya'nın her zaman yaşından büyük görünmesi mi meselesi mi?
- [Martin'den büyük bir sessizlik]. Bu bölüm yaklaşık on yıl önce yazılmıştı ve önce Ziyafet'in sonunda olması gerekiyordu, ardından Dans'ın sonuna dahil edilmişti ama bir sondan çok bir başlangıç ​​gibi görünüyor, bu yüzden epey hareket etti. Çocukların biraz büyüyebilmesi için kitaplarda olması gereken beş yıllık boşluğun da bir parçasıydı. Bu, Arya ve Bran gibi karakterler için işe yaradı, ancak Jon Snow veya diğerleri için hiç işe yaramadı. Beş yıl önce Gece Nöbetçileri'nin Lord Kumandanı oldum. O zamandan beri pek bir şey olmadı… ”(kahkahalar). Arya'yı şimdiki yaşına geri getirmek için o bölümde biraz çalıştım. Orada zaman aralığı yok (hikaye dizisinde tam olarak ne zaman geldiğini söylemiyor). Unutmayın, bu bir önizleme bölümüdür, yine de geri dönüp yayınlanmadan önce üzerinde yeniden çalışabilirim.
[Sorum bu olduğu için tahmin ettiğime eminim ama Martin, Arya'nın yaşının burada bir sorun gibi göründüğünü biraz düşünmüş görünüyor. Bir çeşit, "O lanet bölümü bir daha yeniden yazmayacağım." 5. sezondan önce daha fazla önizleme bölümü yayımlayıp yayımlamayacağına dair gerçek bir yorum ve gösteriye neyin girileceğini kontrol etmediğine dair başka bir hatırlatma yok.]
- Tyrion babasıyla yüzleşmek için gittiğinde, ne yapacağını düşünüyor? Onunla sadece sohbet mi ediyorsun?
O noktada bunu düşündüğünü sanmıyorum. O sırada sefilleri oynuyor. Her şeyini kaybetti. Güvenli bir yere kaçırılacak ama orada ne yapacak? Lannister Hanesi'ndeki yerini kaybetti, saraydaki yerini kaybetti, tüm altınını kaybetti - bu, hayatı boyunca onu ayakta tutan tek şeydi. Cüce olmanın dezavantajları ne olursa olsun, şövalye olmak için gerekli fiziksel yetenekleri yoktu, ancak eski ve güçlü bir ismin ve bir şeyler satın almak isteyebileceği tüm altının büyük avantajına sahipti. Bronn gibi takipçileri ve onu savunmak için diğer insanları... Şimdi tüm bunları kaybetti ve aynı zamanda, kayıtsız şartsız sevdiği ve her zaman onun yanında olduğu tek kan bağı Jamie'nin hayatının bu travmatik olayında, nihai ihanette rol oynadığını öğrendi. O kadar incindi ki diğer insanları incitmek istiyor ve Shae'nin kendisine söylediği hesaptan nerede olduğunu anladığı ve bu merdivenin bir zamanlar onun olan bir oda olduğunu bildiği bir heves anı, şimdi babası ondan gasp etti. Bu yüzden babasını görmek için yukarı çıkıyor ve oraya vardığında ne söyleyeceğini ya da yapacağını bildiğini sanmıyorum ama - bir kısmı bunu yapmaya mecbur hissediyor. Ve tabii ki sonra Shae'yi orada buluyoruz, bu onun için ek bir şok, karnındaki ek bir bıçak.
Bence bazen insanlar çok zorlanıyor, bazen insanlar kırılıyor. Ve bence Tyrion zirve noktasına ulaştı. Cehennemden geçti, defalarca ölümle yüz yüze geldi ve gördüğü gibi bakmaya çalıştığı, onayını kazanmaya çalıştığı tüm insanlar tarafından ihanete uğradı. Hayatı boyunca babasının onayını almaya çalışıyordu. Ve şüphelerine rağmen, Shae'ye aşık oldu, kalbini ona vermesine izin verdi. Artık yapamayacağı bir noktaya ulaşır. Sanırım iki eylem, birbirlerinin anlarında gerçekleşse de oldukça farklı. Lord Tywin'e öfkeliydi çünkü ilk karısı ve ona olanlar hakkındaki gerçeği öğrendi ve Tywin ona fahişe demeye devam ediyor - Lord Tywin'in mantığına göre... Lord Tywin, Tyrion'u sevmediği için kimsenin Tyrion'u sevemeyeceğine inanıyor. Demek ki cüceyi Lannister olduğu için yatağına yatırmaya çalışan alt sınıftan bir kız olduğu açık, böylece leydi olabilir, parası olabilir ve bir şatoda yaşayabilir. Yani temelde bir fahişe olmaya eşdeğer - statüye sahip olduğu için ona bayılıyor ve Tyrion'a bu konuda bir ders vermeye çalışıyor. Ve böylece yarasına tuz dökmeye benzeyen "fahişe" kelimesini kullanmaya devam etti ve Tyrion ona bunu yapmamasını, o kelimeyi bir daha söyleme dedi. Ve o kelimeyi tekrar söyledi ve o anda, Tyrion'un parmağı tetiğe bastı.
Shae ile bu çok daha kasıtlı ve bazı yönlerden daha acımasız bir şey. Bu anlık bir hareket değil, çünkü onu yavaşça boğuyor ve kadın kurtulmaya çalışıyor, kavga ediyor. İstediği zaman bırakabilirdi ama öfkesi ve ihanet duygusu o kadar güçlü ki bitene kadar durmuyor ve bu muhtemelen şimdiye kadar yaptığı en kara eylemdi. Lord Tywin'in yaptığı küçük gösteriden sonra onu terk ederek ilk karısına yaptığı şey ve onun ruhunun büyük suçu bu... Şimdi Westeros standartlarına göre, bu hiç de suç sayılmaz - "Yani bir lord, bir fahişeyi öldürdü, sorun değil." Bunun için, düşük doğumlu kadınlara, fahişelere ve meyhane fahişelerine hor gören, onları kullanan ve atan diğer lordlardan ve şövalyelerden daha fazla cezalandırılması olası değildir. Bu dünya için bir şey değil ama yine ona musallat olacak bir şey olsa da babasını öldürme eylemi sonsuza dek arkasını olmayacak bir şeydi çünkü hiçbir insan bir akraba katili kadar lanetli değildir.
Tywin, Shae'yi biliyordu. Muhtemelen onun, açıkça “o fahişeyi saraya getirmeyeceksin” dediği ve Tyrion'un ona tekrar meydan okuduğunu ve o fahişeyi saraya çıkardığını söylediği aynı kamp takipçisi olduğunu anladı. Burada tam olarak ne olduğuna gelince, bu gerçekten konuşmak istemediğim bir şey çünkü hala açıklayamadığım ve daha sonraki kitaplarda açıklanacak yönleri var. Ancak tüm bunlarda Varys'in rolü de dikkate alınması gereken bir konudur. Kitaplardaki Shae, Tyrion hakkında başka bir john(?) kadar umursamayan, kampı takip eden, manipülatif bir fahişedir ama o, küçük bir genç seks kedisi gibi, tüm fantezilerini besleyen çok uyumludur; o gerçekten sadece para ve statü için yaşıyor. O, Tywin'in Tyrion’un ilk karısının aslında olmadığını düşündüğü her şeydir.
- Ona ilham veren Frost şiiri dünyanın sonu hakkındadır ve bu, Martin'in icat ettiği evrenin yedinci kitabın sonunda sıcak ya da soğuk ya da muhtemelen her ikisi ile yok olması gerektiğini ima ediyor gibi görünüyor.
Yazar kıkırdıyor: "Bu konuda yorum yapmayacağım. Bunun için iki kitap için endişelenebilirsin. Ama tüm insanların ölmesi gerektiği doğru."
- Web sitelerinde görünen birçok hayran teorisi sorulduğunda Martin şunları söyledi: "Bu konuyla boğuştum, çünkü okuyucularımı şaşırtmak istiyorum. Bir okuyucu olarak öngörülebilir kurgudan nefret ediyorum, öngörülebilir kurgu yazmak istemiyorum. "Okuyucumu şaşırtmak ve memnun etmek ve onları geldiğini görmedikleri yönlere götürmek istiyorum ama planları değiştiremem. 90'lı yıllarda ilk fan panolarını okumamın ve durmamın nedenlerinden biri de bu. Birincisi, zamanım yoktu, ancak iki konu tam da bu. O kadar çok okuyucu kitapları o kadar dikkatle okuyordu ki bazı teoriler ortaya atıyorlardı ve bu teorilerin bazıları eğlenceli boğalar ve yaratıcı olsa da, teorilerin bazıları haklı. En az bir veya iki okuyucu, kitaplara yerleştirdiğim ve doğru çözüme ulaştığım son derece ince ve belirsiz ipuçlarını bir araya getirmişti. Öyleyse ne yapmalıyım? Değiştiriyor muyum? Bu konuyla boğuştum ve bunu değiştirmenin bir felaket olacağı sonucuna vardım çünkü ipuçları vardı. Bunu yapamazsın, o yüzden ben devam edeceğim.”
- "Kurtlar, Amerika'nın soyundan gelen ve binlerce yıl öncesine dayanan Avrupa folklorunun bir parçasıdır. Roma, Romulus ve Remus'ta - kurtlar ve insanlar arasında her zaman bu ilişki vardır." Bu ilişki Martin'in dizisinde defalarca görülüyor ve Martin'in son iki kitap sonunda piyasaya sürülürken devam edeceğini söyleyeceği bir şey. Özellikle Arya'nın kurdu Nymeria önemli bir rol oynayacak. "Biliyor musun, bir şeyler hakkında bilgi vermekten hoşlanmam." diyor Martin, yüzüne yayılan bir gülümsemeyle. "Ama kullanmayı düşünmediğiniz sürece dev bir kurt sürüsünü duvara asamazsınız."
- İşinize aşina olmayanlar için dizi hayali bir dünyada geçiyor. Krallığın kontrolü için bir mücadele var. Bu hanedan savaşı, esasen üç ana olay örgüsünden biridir. Bu tür insanüstü karakterleri içeren başka olay örgüsü satırları da var ve sonra eski tahtının geri dönüşünü arayan sürgün Targaryen kızı var. Neden bu üç ana olay örgüsü?
- Tabii ki uzakta olan iki şey var - Sur’un kuzeyindeki şeyler (Diğerleri) ve sonra diğer kıtada ejderhalarıyla Targaryen var - elbette "Buz ve Ateşin Şarkısı" başlığının buz ve ateşi. . " Yedi krallığın başkenti olan King's Landing'de ortada meydana gelen merkezi şeyler, çok daha fazlası tarihi olaylara ve tarihi kurguya dayanıyor. Güllerin Savaşları'ndan ve 100 Yıl Savaşları etrafındaki diğer bazı çatışmalardan gevşek bir şekilde alınmıştır, ancak elbette fantastik bir twist ile. Biliyorsunuz, başladığım dinamiklerden biri, King's Landing'deki yedi krallık içindeki küçük güç mücadeleleri tarafından bu kadar tüketilen insanlardı - kim kral olacak? Küçük Konsey'de kimler olacak? Politikaları kim belirleyecek? - krallıklarının çevresinde çok uzakta meydana gelen çok daha büyük ve daha tehlikeli tehditlere karşı körler...
Ve tabii ki, bunu tarih boyunca görebilirsiniz. Tarihte yer alan ortak bir dinamiktir. Biliyorsunuz, Yunan şehir devletleri, İsa'nın doğumundan önce, biliyorsunuz, Makedonyalı Philip hepsini fethetmek için ordularını oluştursa bile birbirleriyle kavga ediyorlar ama bunu modern zamanlarda bile görüyorsunuz, biliyorsunuz - Fransa'nın Üçüncü Cumhuriyet döneminde, Nazi tehdidi yükselirken siyasi mücadeleleri... Ancak Fransız siyasetçiler neredeyse Nazilerle arkadaş olmayı tercih ediyorlardı. Ve belki modern gündeki derslerimiz de. Kim bilir? Demek istediğim, şu anda dünyamızda iklim değişikliği gibi şeyler oluyor, bu, nihayetinde tüm dünya için bir tehdit. Ama insanlar onu politik bir futbol yerine kullanıyorlar, bilirsiniz… Herkesin bir araya geleceğini düşünürsünüz.
Bu, muhtemelen insan ırkını yok edebilecek bir şey. Bu yüzden, özellikle modern zaman meselesine değil, kitabın yapısıyla ilgili genel bir şey olarak bir analog yapmak istedim.
- Kitapta ( Buz ve Ateşin Dünyası) ipuçları bulmayı uman hayranlar için bir soru kalıyor: Tarih tekerrür eder mi? Martin’in arsız yanıtı: “Yankılanan bir evet ve hayır. Biraz belki. "
submitted by griljedi to asoiaf_tr [link] [comments]


2020.08.08 07:07 hayalidostlarmekani .

Babam gil corona ve bayram nedeniyle belirsiz bir süre için köye gittiler ve ben gitmek istemedim. Ev de canım sıkıldı, bundan 5 gün önce atladım otobüse benden 1 sene önce okul kazanmış ve Antalya'da çalışan, ayrı eve çıkan arkadaşımın yanına gittim ne zaman istersen gel dedi gittim neyse aldı beni otogardan obürsü gün oldu "kanka biz bla bla (ismini hatırlamıyorum) bir yere gidecez dedi arkadaşlar felan gelmek ister misin" dedi. Ben de salak gibi düşüncelere dalıp, 6-7 kişinin içinden 1 kişisini tanıdığım ortama girecem felan filan diye düşünerek "yok ya ben fifa oynarım" dedim çok ısrar etti ama ben haberi son dakka vermişim planları vardır bozmuyum felanı da düşünerek ısrar ettim. Arkadaş çıktı
Sonra evde canım sıkılmaya başladı
Aklıma ilkokuldan beri arkadaşım olan sonra babasının tayiniyle Antalya'ya taşınan canımız sıkıldığında birbirimize yazdığımız kız arkadaşım geldi
Dedim yazam yine uzun zamandır yazmıyoz
Napıyon ne ediyon felan derken "sen hiç tatil felan yapmaz mısın? gelsene bir ara Antalya'ya aq" yazdı ben de "zaten antalyadayım" yazdım hadi ya felan derken. "biz akşam bara gidecez gel" dedi. Küçük bilgi Ben hayatımda ağzıma bira filan sürmedim ama o sürekli bunla uğraşırdı -yazışırken bile- bir ara evlerine gitmiştim ilkokul zamanı bira şişeleri vardı ortalıkta. Benim dikkatimi çektiğini farkedince, Bana "ben arada gizli gizli içiyom" demişti bana da vermek istemişti ben de aklıma kanal 7 de sarhoş olup karısını döven adamlar gelipte "hayır verme" demiştim, o zamandan beri uğraşıyor.
Neyse işte Sonra dedim amk arkadaşımı reddetim bunu etmeyeyim, hem de bar ortamı görmüş olurum bir de eski bir arkadaşımla görüşürüm dedim. neyse gittim dışarda buluştuk konuştuk felan "hadi arkadaşlar girmiş bizde gidelim" dedi gittik girdik içeri biraz zaman geçti yine bana içirmeye çalıştı ben almadım. bu bak böyle içilir bak bişi oluyor mu felan diyerek cam şişede soğuk 2-3 tane bira içti. Sonra biraz cıvıttı ardından kafayı koydu masaya arada kalkıp "başım çok ağrıyo" demeye başladı
Ben de sıkıldım. Gideyim en iyisi bu çok sarhoş oldu taksi maksi bulamam bu orospu arkadaşlarının da kalkacağı yok bir de sürekli bana aynı soruları soruyorlar, dalga geçer gibi. yok "gözlüğün camları kaç derece", "hangi okuldasın", "bölüm ne" felan kalktım kızı da aldım. Bırak biz götürürüz, uğraşma sen." dediler ama kız titriyor aq umurlarında değil. Fıstık yiyip şarkıcıyı kesiyolar 5 dk da bir lavaboya gidiyolar gelip foto/video çekiyolar
Neyse aldım kızı, taksiye bindik ve evlerine gittik.taksiye de cebimdeki resmen tüm parayı verdim. 10TL kaldı kala kala neyse gittik şifre var girişte bu mal bişiler giriyor yanlış söyle diyorum söylüyor giriyorum yanlış. dedim dur otur burda güvenliğe gittim dedim abi bu şifre ne sarhoş giremiyor bu da aq piçi söylemiyor ben girerim gel benle diyor kulubesini bırakıp benle geliyor aq ona ayrı dellendim
Girdik içeri zili çaldım 3-4 defa annesi sonunda açtı. ben sanıyorum ki kızı kapıda alır, içeri koyar. Bana da teşekkür eder, ben de yoluma giderim. Amına kodumun kafam kadar memeli orospusu, arkasına bakmadan odasına gitti sanki benim görevimmiş gibi bu işten para kazanıyormuşum gibi kadın da öyle bir meme var ki saten geceliği memeleri yüzünden 10 mt öteye sünmüş zayıf kadın buzdolabı gibi gözüküyordu. Her neyse ben bu kızı gittim odasına götürdüm. Acelede ediyorum aq aklıma makyajı silmek, alkolik piçlerin içtikten sonra içtiği bir ilaç var mı?, veya kusması gerekiyor mu? felanı düşünüyorum ama sonra annesi gelip kontrol etse kızı sıkıyor mu acaba? diye gelse, gururuma dokunur diye veya öyle bir şey düşünmelerine olanak vermeyecek bir sürede çıkmayı planlıyorum.
Hemen iki havlu serdim yastığına, makyaj çamaşır suyuyla çıkar zaten beyaz havlu bişi olmaz diye, kusar diye kızı yan yatırdım. Kapının girişinde gördüğüm damacanadan da bir bardak su doldurdum baş ucuna koydum. Son dakka Ayakabılarını çıkardım, ışığı açık bırakarak odadan çıktım. Evden çıkmadan önce de bir bardak su içip çıktım.
Sonra arkadaşın evlne yürürüm diye düşünüp çıktım yola yürüdüm. 10 15 dk sonra arkadaş aradı "olum hala eve gelmedin mi neredesin" dedi. Ben de "geliyom, yürüyom. sen anahtarı kapının bir yerlerine koy" dedim o da "dur bekle gelim alim seni" dedi bisikletle geldi aldı beni yol da konuştuk olanları anlattım
Sonra o günün akşamı bu bana teşekkür yazdı sonra babam seni çok seviyordu, Sen benle evlenmezsin demi?, Babam hastayken senin hakkında konuşuyordu felan yazdı. Ben de merak ettim "ne dedi?" dedim. "hiç birden sen aklına gelmişsin ondan öyle yani" dedi. Biraz zaman geçti "havlum mahvoldu, siktin attın aq havluları" dedi
Ben de herhalde havlular çamaşır suyuyla yıkanmıyor veya makyaj çamaşır suyuyla çıkmıyor ondan böyle diyor sandım. Hani onun aklına çamaşır suyu benden önce gelmiştir, ama olmuyor herhalde aq dedim Sonra bugün gece "özür dilerim annem ozona bastı havluları, lekeler çıktı" yazdı
Böyle yazması da beni çok etkiledi. Saklayabilirdi, sanki havlularını mahvetmişim gibi davranabilirdi ama gelip benden özür diledi. Ve ben çok etkilendim. Zamanında bana derdini söylediğinde çözüm sunuyordum saçmalama diyordu sonra yapıp oldu işe yaradı teşekkür ederim yazıyordu ama beni bunun kadar etkilememişti,
Neyse gereksiz ama yazayım dedim
Biraz uzun farkındayım isteyen okur zaten, günaydınlaiyi uykular. Bana da iyi uykular
submitted by hayalidostlarmekani to KGBTR [link] [comments]


2020.07.03 02:01 Cratix16 Annem Babama Nasıl Verdi Acaba Neler Hissetti! Part 5

çıktım odama inci'de yaşadığım mutluluğu paylaştım. kimse giblemeyince oturup bir süre önder açıkbaş'ın nasıl ünlü olduğunu düşündüm. daha sonra merve'nin odasına indim. kapı çıktı karşıma.. kapı seni affettim la keyfim yerinde keranacı dedim. hiç tepki vermeden yüzüme baktı. neyse takılmayıp tıkladım, merve uyanmıştı zaten açtı hemen kapıyı. ne oldu abi? dedi. burcu esmersoy'un ayak parmaklarını gördüm, buraya sığınabilir miyim? dedim. off abi pff xs türevi bir cevap verdi. geçtim hemen içeri burcu'nun gidişi senin için çok iyi olacak. onun göğüsleri seninkileri kıskanıyor, bu yüzden geceleri gelişmelerini engelliyordu dedim. ne diyorsun abi yine? defol dedi. ben gördüm geceleri, bak dediğime geleceksin dedim. baktım bu sinirleniyor bir şey demesine izin vermeden yıl 2012 olacak hala müjdat gezen'i usta tiyatrocu sanan var di mi yaaaaa?? diye sordum. cennet mahallesi güzeldi diyor mal amk. konuyu uzatmayıp ela'yı bize ne zaman davet edeceksin? diye sordum. bana niye söylüyorsun abi? söyle anneme şükran teyzeyi davet etsin dedi. annemden sanane merve sana oç demek istemiyorum deyip fırladım odadan.
not: cennet mahallesi, akasya durağı ve arka sokaklar kızların göğüslerinin gelişimlerine zararlı.
neyse geçtim yeniden odama serdar ortaç'ın kliplerinden ayıkladığı manitaların sayısını hesapladım. sonra twitter'a, inci'ye baktım ne joe biden'dan ses var ne inboxımda bir hareketlilik... face durum güncellememi ''alem arka olmuş.'' yapıp 2 beğeni aldım. kapım tıklandı. kimsin? dedim. aç kapıyı diye karşılık verdi. ses renginden anladığım kadarıyla babamdı. böyle zekiliklerim vardır. bazı durumlarda gözlerimden yardım almasam da keskin zekam sayesinde yerinde çıkarımlar yaparım. barcelona mı real madrid mi? dedim. aç kapıyı diye yineledi. sinirlenmeye başladığını hissettiğimden kapıyı açmak zorunda kaldım. kalk berbere gidecez dedi. ben gelmem.. dedim. kalk gibtirme belanı papaza döndün deyince ben de okan bayülgen'in editörleri kadar elit ve uzun saçlı görünmek istiyorum dedim. fakat ikna olmuş görünmüyordu. ortamı yumuşatmak için acun ılıcalı'nın sempatik fifa 98 hikayesini anlattım. düş önüme gidiyoruz avradını gibtirme bana dedi. michelle rodriguez'e laf dokundurması gittikçe kanıma dokunuyordu. bu adam haddini aşmaya başlamıştı. fakat dayak yeme riskim olduğundan mecburen üstümü giyindim, evden çıktık.
not: acun aslında evdeymiş, arkadan arkadaşları da türkçe şarkı söylemişler afjheswnhıvgknrewslge ne güldük.
neyse gittik berbere girer girmez konuyu değiştirmek için haluk bilginer de ye ye bıkmadı amk, hala seslendirme yapıyor aç gözlü oç diye bağırdım. babam ne bağrıyon len? tarzı köylü bir tepkiyle kafama vurdu. berber bana katılıyor olacak ki gülümsüyordu. buyurun abi dedi oturduk yan yana. oç beni çırağa tıraş ettirdi. ne olsun abim? dedi çırak samimiyetinden yüz bularak mehmet amca'ya dikkat etmesini, o adamın kendisinin teyzesiyle bir alakası olabileceğini belirttim. babam oç atladı ordan takılma sen ona, amerikan yap dedi. birden fırladım ayağa... yankee go home, askerinle üslerinle, hamburgerinle defol!! diye bağırdım. fırlayacaktım dükkandan ama oç kapıyı açamadım. sinirim yatışınca efendi efendi geçtim yerine. uygun bir dille çırağa bazen teorik devrimci gibi görünmem gerekebildiğini, amerikan tıraşının uygun düşmeyeceğini anlattım. makina tıraşıla 9 a vurması konuşunda anlaşıp işe koyulduk. hiçbir koşulda dayamasına izin vermeyeceğimi, kız arkadaşım ekşici olduğundan o geyiği çok iyi bildiğimi belirttim. anlamış görünmüyordu, mal mal baktı. tıraşım bitince babamınkinin bitmesini beklemek için gazetelerin resimlerinde göz gezdirdim. ''sevgi koydular ülkenin yaa??'', ''ama bunlardan da iyisi yok be kardeşim kime verelim?'', ''vay amk herifin arabasına bak aga'' türü çeşitli sohbet açıcı berber cümleler ettim. gerekli reaksiyonu alamadım. babamın tıraşı da bitince berber sağolasın abi, yengeye de selamlar diyecek oldu; sanane annemden oç deyip hızla uzaklaştım.
not: haluk bilginer, teorik devrimcilere cinsel arzular besliyor.
apartmana döndüğümüzde merdivenlerde ela'ya rastladım. beremi çıkarıp kafamı gösterdim, tepki vermedi. nasılsın ela? dedim. iyi ya uğraşıyoruz, sen nasılsın? dedi. konuyu değiştirmek için yıl 2012 olacak hala nihat doğan'a, sabri sarıoğlu'na falan gülenler var di mi yaaa? diye sordum. iyi günler diye karşılık verdi.. ne alaka şimdi amk? bu millet harbi bir garip. neyse çıktım odama youtube'dan enrique iglesias'ın hero klibini izledim. finalinde yine ağlamaklı oldum. harun kolçak posterime bakıp hayatın anlamını sorguladım. daha sonra merve'nin odasına indim. kapıya, berberin kapısıyla ne ilgin var oç? o nerden biliyor benle mevzun olduğunu? diye bağırdım. merve sesten irkilmiş olacak açtı kapıyı. vahey kılıçarslan ev dizaynı programları yapmayı bırakmadan göğüslerini büyütmesi gerektiğini söyledim. pff defol, uğraşamam xs türevi bir cevap verdi yine. hem ortamı yumuşatmak, hem de kızın üstüne yavaş yavaş gitmek için samimi bir tavırla; bu reyting rekorları da nasıl rekorlarsa amk her hafta kırılıyor di mi yağğ? dedim. tamam abi hadi çık falan dedi yine. kevaşelik yapma insanların yüzüne bakamıyorum artık, incideki panpeytalarım benle taşak geçiyor deyip patlattım tokadı. bu ağlamaya, bağırmaya başladı. babam oç duymuş sesleri geldi ve elmacık kemiğime bir sağ direk patlatarak günü puansız geçmedi.
not: vahey kılıçarslan bizim kapıya halleniyor.
odama koştum hemen, uyuyana kadar önder açıkbaş'ın nasıl ünlü olduğunu düşündüm. sabah erkenden kalkıp twitter'a ve inci'ye baktım. joe biden'a ''we are living america, coca cola sometimes war'' diye mention atıp gözdağı verdim. serkan inci'ye ''bana yardımcı olursan dilenmek zorunda kalmassın, babam zengin.'' diye pm attım ve cevapları beklemeye başladım. sonra kız arkadaşımın dairesine inmeye karar verdim. tıkladım kapıyı, hemen açtı sağolsun. ohio eyaletinde seçim kampanyaları oldukça çekişmeli geçmektedir ve başkanlık adayları mücadelede son aşamaya gelmişlerdir. başkan mike morris 'in (george clooney) kampanya basın sözcüsü olan stephen myers (ryan gosling) morris'e sadık biçimde var gücüyle çalışırken, birden politik bir skandalın içene doğru çekildiğini fark eder. şimdi bir karar verme sırası ondadır... ides of march! izler misin benimle dedim? hayır teşekkür ederim, biraz meşgulüm diye karşılık verdi. bırak mastürbasyonu, gel bak yarısında çıkarız dedim. ekşici olduğunu bildiğimden bu şekilde ikna edebileceğimi düşündüm. böyle zekiliklerim vardır. insanları istemeseler de beynimin odalarına hapseder, orda onlara küçük oyunlar oynayarak istediğim konuda ikna etmeye çalışırım. fakat kız arkadaşım meşgul olduğunu, artık kapıyı kapatması gerektiğini söyledi. konuyu değiştirmek için amerikan sineması neymiş ya, haneke kinq bence dedim. kapıyı hiçbir şey demeden kapattı. bu insanlar ne kaba amk.. herkes asosyal amk apartmanında.
not: till lindermann pussy klibi için anneme teklif getirmişti.
çıktım odama, eti cinlerimin bittiğini farkettim. inip annemi uyandırmalıydım. girdim odalarına, baakk esra erol anlatıyor, neler neler tanıtıyor baak. esra erol anlatıyor, neler neler tanıtıyor? advertorial advertorial advertorial advertorial diye bağırdım. annem bir kafasını kaldırdı, yeniden yattı. babam oç hiçbir şey demeden bir hışımla yataktan fırladı. hemen mutfağa fırladım. böyle çevikliklerim vardır. kas gücüm ve vücudumun esneme payı sayesinde herkesten önce planlarımı uygulamaya koyarım. kapıyı kilitlemeye çalışırken oç vurup açtı. lan ne bağırıyorsun sabah sabah? diye çıkıştı. şiddet uygulamamasından bulduğum samimiyetle baboş makarna yap da yiyek la deyip behzat ç.'ye gönderme yaptım. yarramın başını ye diyerek son derece düzeysiz, kalitesiz, kendisine yakışan bir cevap verdi. hiçbir şey demeden odama çıktım. enrique iglesias'ın hero klibini izleyerek finalini ağlayarak canlandırdım. babam girdi birden içeri, aklımı gibiyim kapıyı kilitlemeyi unutmuşum. o kolye ne lan? ne ağlıyorsun? ne oluyor yine amk? dedi. konuyu değiştirmek için spinoza'nın külli determinizminden ve bu öğretinin fonksiyonelliğinden bahsettim. aval aval suratıma bakmaya devam etti. ne vardı baba? çabuk söyle daha soner sarıkabadayı dansıma çalışmam gerekiyor dedim. annenle düşündük, senin bir işe başlamana karar verdik dedi. ne işi amk, ben çalışmaya çoktan yüz çevirdim. boşa mı kosmos izlettik size oçları? diye bağırdım. lan bağırma, lafını bil patlatırım bir tane diyerek gözdağı verdi. internet cafe'de çalışacaksın, bizim yılmaz'ınkinde. konuştum ben onla seni bekliyor dedi. konuyu değiştirmek için gogol'un, ölü canlar'ın 2. bölümünü el yazımlarını yakarak imha etmesinden duyduğum acıdan bahsettim. fakat bana mısın demedi oç. bugün gidecez, yarım saate hazır ol dedi. britney spears'ten criminal'ın ezgilerini mırıldanıp giblemediğim ifadesi vermeye çalıştım. fakat pek takıyor görünmüyordu. mecbur gidecektik artık.
not: spinoza ve gogol dönemin şartları gereği anal yoldan birlikte olmuşlar.
neyse çıktım babamla evden gittik net cafeye. yılmaz oç çay içer misiniz? dedi cevap vermedim tavrımı anlasın diye. bak bu masada oturacaksın masa açıp kapatacaksın, paraları alacaksın vs.. dedi. konuyu değiştirmek için burcu esmersoy'un ayak parmaklarından bahsettim. neyse babam oç gitti, ben de ana makinanın başına geçtim. inci'ye girdim durumu anlattım, gibleyen olmadı. twitter'a iş hayatının zorluklarıyla ilgili tweetler attım. face e girip merve'nin sınıf arkadaşı ozan'ın duvarında ismail türüt fotoğrafları paylaştım. fakat zaman geçmiyordu.. yılmaz oç da annemden hiç bahsetmeyince kaçmak için bir fırsat bulamadım. üstelik 24 numaralı masada oturan adam beni kesiyordu. rahatsız edici bakışları 15 dakika sürünce rahatsız olup yanına gittim ve birlikte olmamızın mümkün olmadığını uygun bir dille belirttim. ne diyorsun lan sen? sen kimsin? vs.. gibi konuyu değiştirmek için bazı anlamsız sorular sordu. yılmaz oç nin yanına gidip ben burda çalışamam, bu ne gevşeklik? babam beni buraya apaçilere gibtir diye mi getirdi? deyip koşarak uzaklaştım. böyle zekiliklerim vardır. işime gelmeyen durumlarda zekamı devreye sokar, olaydan sıyrılmasını bilirim. eve vardığımda apartmanda kız arkadaşım ile karşılaştım. naber? dedim. iyidir senden? dedi. konuyu değiştirmek için khloé kardashian odom takes... new orleans? not so fast! diye bağırdım. neyse gitmem lazım deyip anneme selam söylemeye kalktı. annemden sanane oç deyip eve çıktım.
not: net cafede ferre izlenmiyor amk
annem beni görünce şaşırdı. merve evde mi? diye sordum, çıktığını söyledi. odasına gidip kapıyla artık aramızdaki husumeti sonlandırmamız gerektiğini, eski dostlara böyle tavırların yakışmadığını söyledim. anlayışla karşıladı. kapıyla arayı düzeltmem moralimi biraz düzeltse de işten çıkmamı babama nasıl açıklayacağım konusu kafamı kurcalıyordu. kafamı dağıtmak için enrique iglesias'ın hero klibinin youtube urlsini harun kolçak posterinin arkasına yazdım. daha sonra bir süre önder açıkbaş'ın nasıl ünlü olduğunu düşündüm. çıktım üst kattan şükran teyzelerin daireye indim. şükran teyze kapıyı açar açmaz konuya farklı yerden girip kafasını karıştırmaya çalıştım. kenan doğulu'nun ex aşkım şarkısını söyleyip soner sarıkabadayı dansımı sergiledim. böyle zekiliklerim vardır. keskin zekam ve önlenemez yeteneğim sayesinde müziğin ve dansın gücünü kullanarak işlerimi yoluna koyarım. ne var oğlum? dedi. akşam babamın gelip beni döveceğini, babamın beni burcu esmersoy'un ayak parmaklarından bile daha fazla korkuttuğunu, gece evlerinde kalmak istediğimi belirttim. git oğlum işine deyip kapıyı yüzüme kapattı. oç ayda yılda bir işimiz düşüyor, yardım etsen gibiyorlar mı? gerçi gibseler yardım eder.
not: harun kolçak, burcu esmersoy'un ayak parmaklarından daha çekici.
bir sol direk dışında sağlam bir darbe almadan akşam dayağını atlattığım için mutluydum. bu olayı harun kolçak'ın gir kanıma şarkısında çıplak moonwalk yaparak kutladım. önder açıkbaş'ın nasıl ünlü olduğunu düşünüp daha sonra merve'nin odasına indim. kapıya how i met your mother'ın 7x12'sini izlemesi gerektiğini, çok duygusal bir bölüm olduğunu söyledim. kapıdan ses gelmeyince tıklattım, merve açtı. ne var abi? dedi. eğer gelecek haftaki doğum günüme kadar göğüslerini yeteri kadar büyütmezse sürpriz partime katılamayacağını söyledim. ne yapıyım senin partini? kimse gelmez zaten dedi. ağır konuşmuştu... duygusal havayı dağıtmak için david fincher'ın the girl with the dragon tattoo'su 13 ocakta sinemalarda dedim. gider misin abi, işim var dedi. mastürbasyon yapmak istediğini anladığımdan anlayışlı bir abinin yapması gerektiği gibi odayı terk ettim. fakat doğum günüm ile ilgili söyledikleri kanıma dokunmuştu. büyük bir parti yapıp onu sözlerinden dolayı utandırmalıydım.
not: joe biden'a david fincher yoluyla ulaşabilirim.
doğum günüme 6 gün vardı. inci'den, twitter'dan ve apartmandan herkes zaten benim için sürpriz bir şeyler hazırlıyordu, farkındaydım. ama merve'yi utandırmak için benim de bir şeyler yapmam gerekiyordu. facebook'a girip merve'nin sınıf arkadaşları ali can, ozan, ismail, tuğçe ve yeliz'in duvarlarına annem ve benim fotoğraflarımızı koydum. umarım ima ettiğim şeyi anlayacaklardı. daha sonra doğum günü üzerine 3-4 şarkı paylaşıp dikkati üzerime çektim. inci'deki panpeytalarımın hazırladığı sürprizi bozmamak için sadece off doğum günlerini de hiç sevmem vb.. başlıklar açtım. gibleyen olmadı ama beni olaya uyandırmamak için yaptıklarının farkındaydım. böyle zekiliklerim vardır. aklımın verimliliği ve zekamın kıvraklığı sayesinde her olayı kavrar, ona göre davranır ve insanları mutlu etmesini bilirim. twitter'dan joe biden'ı partime davet ettim. sosyal medyada gerekli çalışmaları yaptıktan sonra sıra apartmana gelmişti. enrique iglesias'ın hero klibini izledikten sonra işe koyuldum.
not: serkan inci'nin hediyesini kabul etmem. boşa yollamasın...
  1. kata indim, sarışın kadından başladım çalışmalara. tıkladım kapıyı, hemen açtı sağolsun. fabrikada tütün sarar, sanki kendi içer gibi diye bağırıp soner sarıkabadayı dansımı sergiledim. oğlum vallahi şimdi olmaz, çabuk söyle ne söyleyeceksen diye karşılık verdi. gelecek hafta doğum günüm var. eğer babamla aynı ortamda bulunmaktan rahatsız olmazsa eşiniz ile birlikte bekliyorum dedim. hiçbir şey demeden kapattı yüzüme kapıyı oç. zaman kaybetmeden firuze teyzenin kapısını çaldım. kapıyı açar açmaz konuya farklı yerden girmek için hegel'in evreni ''maddeleş bir fikir'' olarak gördüğünü ve bu yüzden heraklitos'un değil, hegel'in diyalektiğin babası sayılması gerektiğinden bahsettim. ne diyon oğlum sen? diye karşılık verdi cahil oç. eşiniz evde mi? dedim. yok dedi. eşiniz derken kocanızı kastediyorum hanımefendi. evde mi? diyerek sorumu tekrarladım. söyle ne söyleyeceksen bana dedi. gelecek hafta doğum günüm olduğunu, kendilerini de aramızda görmekten mutluluk duyacağımızı belirttim. annenin haberi var mı? diye sordu. sanane annemden oç deyip üst kata fırladım.
not: firuze teyzenin harun tekin ile olan ilişkisinden eşinin haberi yok. eşi derken kocasını kastediyorum.
sıra mehtap teyze ile ekşici sevgilime gelmişti. mehtap teyzeden başladım. açtı kapıyı buyur oğlum? dedi. gelecek hafta doğum günüm var gelirseniz beni mutlu edersiniz dedim. maalesef evladım, uygun değiliz dedi. ikna edebilmek için enrique iglesias'ın hero şarkısını söyleyip rihanna-rude boy dansımı yaptım. ne kadar eğleneceğimizi anlamasını istiyordum. böyle zekiliklerim vardır. aklım ve dans kabiliyetimin yardımıyla insanları daha çabuk durumdan haberdar eder, olayları lehime çevirmeye çalışırım. yok oğlum sağol deyince konuyu değiştirmek için ''ıııığğğağğğğğ'' lı hidayet türkoğlu taklit performansımı gerçekleştirdim. kapıyı yüzüme kapattı. sıra karşı dairedeki sevdiceğime gelmişti. açtı kapıyı oo buyur, yine ne var? dedi. sevişmenin zamanı değil, sana önemli bir şey söylemeliyim dedim. ilgilenmiyorum diye karşılık verince ortamı yumuşatmak için akasya durağı sinan esprileri patlattım. daha sinirlenmiş görünüyordu.. haftaya doğum günüm var, gelir misin? dedim. hayır deyip yüzüme kapıyı kapattı. insanın sevgilisinin bile ona böyle davranması gerçekten canını sıkıyor. hero'yu mırıldanıp üst kata çıktım.
not: i can be your heroooooo babyyy
  1. kata çıkarken benim hiç bir bilgisayarım olmadığını, facebook'u, twitter'ı sadece televizyondan duyduğumu farkettim. nasıl olabilirdi ki? kafam karışıyordu yine. sakallının dayağını yememek için sustum. 3. kata çıktım, yaşlı teyzeden başladım. açtı kapıyı sağolsun, ne var evladım? dedi. yaşlı olduğunu bildiğimden frank sinatra - new york, new york'u seslendirdim. soner sarıkabadayı dansımla da süsledim ki bu çağa da ayak uydurabilsin. böyle zekiliklerim vardır. insanları kendi koşullarında değerlendirir, beynimin odaları sayesinde durumu kontrol altına alırım. işim var oğlum, ayakta zor duruyorum sakallı gelecek yoksa söyle ne diyorsun? dedi. sakallı artık bana bir şey yapamazdı ama konuya girmeliydim. gelecek hafta doğum günüm var, gelir misiniz? dedim. bırakmazlar dedi.. ne diyor bu kadın amk neyin kafasını yaşıyor anlamıyordum. konuyu değiştirmek için ona biraz önder açıkbaş'tan ve nasıl ünlü olduğundan bahsettim. kapıyı yüzüme kapattı. ama önder sorununu çözdüğümden birinin haberi olması olumlu bir gelişmeydi. sıra kapıcı kılıklı kadındaydı. tıkladım kapıyı ne var? dedi açar açmaz kaba oç. fakir olmanıza rağmen gelecek hafta gerçekleşecek olan doğum günüme gelmeniz beni mutlu eder dedim. gelemeyiz, sağol deyip kapıyı yüzüme kapattı. bu insanlar ne kötü amk... ulan fakir ayda kaç kere pasta yiyorsun amk bir hayrımız dokunsun dedik. neyse..
not: sakallı adam yine beni bulursa bir daha televizyon izleyemezdim.
şükran teyzeye çıktım, fakat kapısı kapalıydı. açmadı da hiç.. sakallıyı gördüm alt katta fırladım eve. anne diye bağırdım, bakan olmadı. bembeyazdı her yer yine, 2 yıl önceki gibi. başım ağrıyordu.. baba neredesin? sakallı geliyor yine, biliyorum o değilsin sen dedim. yine kimse giblemedi. merve'nin odasına gittim, ne kapı vardı ne merve. oda da yoktu. hemen odama fırladım kapıyı kilitlemeye çalıştım, anahtar yoktu. bembeyazdı her yer, bilmeleri lazım sevmiyorum beyazı. televizyon izlemem lazımdı artık. televizyon izlemezsem aklımın keskinliği ve beynimin odaları beslenmiyordu. sakallının ayak sesleri geliyordu, ama ben bu dünyadan çok rahatsızdım. dönmek istiyordum, ama bu kez olmuyordu. sakallı gittikçe yaklaşıyordu. ağlamaya başladım. ağlayınca daha bir deli muamelesi yapıyorlar insana. sakallı girdi, o babam değildi, adı da salim değildi ilk defa kabullendim. sopasıyla yüzüme vurdu, ellerimi kanattı. tekmeledi her yerimi. sonra daha rahat edebilmek için odasına çekti beni. bıktım senden! çıkmayacaksın alanından, rahatsız etmeyeceksin diğerlerini, televizyon da yok artık diyerek vurmaya devam etti.
not: deli falan değilim ben.
işleri bitti, yazmak için şimdi vakit bulabildim. kağıt yine kan oldu. sopayla çok dayak yedim, yumruklar, 3 puanlar hepsi güzeldi. ama bıçaklanmanın acısını ilk defa yaşıyorum sanırım. ilk yazmaya başladığım günlerde de az daha bıçaklanıyordum ama hademe engellemişti sağolsun. babamdan dayak yemek güzeldi.. sakallı olunca kötü. şunu farkettim; sizi seven birinin dayak attığını düşündüğünüzde acıyı fazla hissetmiyorsunuz. o yüzden deli değildim bence ben, kendimi rahatlatıyordum. dünyamın içinden çıkmak kötü oldu. enrique iglesias, esra erol, önder açıkbaş kızgınlardır şimdi bana. ama çok canım acıyor.. bir daha televizyon izlemeyeceğimi söyledi sakallı. fakat bu kanamayla fazla yaşamayacağımı biliyorum, böyle zekiliklerim vardır. akşam oldu, kendime ait olan tek şey el feneriyle yazıyorum şu an. her yer çok sessiz.. kimsenin umurunda değilim. yalnız ölmek gibisi yok. edebiyat öğretmeni olduğum günlerin avantajını çok kullandım burada. neyse daha fazla yazmam, 1 saate ölmüş olurum hero klibinin finalini gerçekleştirmek istiyorum. sonun bu olduğunu bildiğimden yazdım bunları defterime. bulan okuyan olursa, 1 kişi tarafından da hatırlanmak güzel olur benim için. sanırım son satırlarım bunlardı..
not: baba, çok özledim çocukluğumu, 1 yaşında ölen kız kardeşimi, kanserden ölen annemi.. en çok da senin dayaklarını.
14.11.2011
alper
submitted by Cratix16 to kopyamakarna [link] [comments]


2020.05.09 04:31 SikiTuttunSaruman Kgbde hangi karaktersiniz beraber buluyoruz! (Saruman'ın el emeği testi özel)

Karantina ve diğer sebepler ile kgb redditin kuruluşuna yeni bölüm getiremedik, keza ekipmanlarını başka şehirde bıraktım. Fakat kalan bu süreçte son zamanlarda post atmadığımı da farkettim! Aylak sarumanın tasaklarini tarttigi bu süreçte de madem bir şeyler yazamıyorum, neden siz KGB hulkina bir karakter testi yapmıyorum dedim ben de...
Peki bunu nasıl yapacağız? İşimiz kolay olacak. Size bir karakter testi hazırladım aşağıda. Puanlama usulü ilerleyecegiz, fakat olay burada bitiyor mu, bitmiyor! Eğlenceli testin sonunda posta comment atıyorsunuz. Ben de sonraki postta sizin hangi hayali karakter olduğunuzu yazıyorum, keza her gece kgbnin derinliklerinde devriye gezen bir büyücü olarak sizinle mutlaka bir postun altında karşılaşmış, belki de aynı nsfwnin altında 3lu priz fiyatlarından tartismisizdir. Yani nicklerinizi gördüğüm anda hatirlarim, hadi teste geçelim!
Testi nasıl yapiyoruz?
Olay basit. Şıkları işaretleyip çoğunlukta olan sikka bakıyorsunuz. En çok seçtiğiniz sikka göre 5 farklı sonuç var, bakalım siz hangisisiniz?

Sorular

////////////////////////////////////////////////////////////
1-kgbde en çok upvoteladiginiz post türü nedir:
A)meme'ler iyi moruk
B)kgb tarihi-flood tabiki amk, old flairim bile var
C)sağdan soldan toplanmış istanbul esnafinin elinde dolaşmaktan orospu olan 5 liraya dönmüş postlar
D)videolu postlar iyi çünkü evimde baz istasyonu var ve interneti çok hızlı bir piçim
E)nsfw çünkü neden olmasın
////////////////////////////////////////////////////////////
2-peki 1 gunde attığınız comment sayısı kaç?
A) 0 aga ghostum ben
B) sana ne orospu cocugu
C) bazen 10 bazen 0 belli olmuyor çünkü benim sikim tasagima denk
D) ahahaha 5 yeter :D
E) onu siktir et hadise deepfake link ver amcik bayır domuzu gibi oldum
////////////////////////////////////////////////////////////
3-konsepti cozdunuz keycibi. Şimdi zor sorulara geçelim, hangisi?
A) Elanur keşke memesini açsa
B) Barbara palvinciyim aga ben
C) Survivor nisa amk (ne alakaysa)
D) Şu erasmusa giden kız vardı ya...
E) hadise linki nerde amk hala bekliyorum
////////////////////////////////////////////////////////////
4-aşağıdaki şıklara bazı kgb üyelerini koydum, seçin bakalım
A) u/Canadıgzl2• (bu adamın nicki nasıl yazılıyor amk)
B) u/corneliusvanbaerle
C) u/_KIMBUSIK_
D) lan bir adam vardı nicki garipti kimdi o amk
E) hadise
////////////////////////////////////////////////////////////
5- hangi içecek?
A) kahve iyidir delikanli adam kahve icer
B) çayı kavanozla getir içerim amk
C) kola olucak böyle buz gibi off dikiceksin kafaya
D) yukarıdakilerin hepsinin yeri ayrıdır bende
E) tekel 2000
////////////////////////////////////////////////////////////
6- En sevdiğiniz küfür şekli nedir
A) kısa öz küfürler; piç,amcık, sikik gibi
B) Buraya girmeden önce taşşak deseler igrenirdim şimdi bardakta döl getir gulp gulp diye tek seferde içerim amk cem onurun yarragindan tut regl kanını alnına surene kadar görmediğimiz şey kalmadı olmadı siz sikişin biz peçete tutalım orospu çocukları
C) amk
D) kes ananı sikerim sözcük öbeği çok hoşuma gidiyor cuk oturuyor böyle
E) şeddeli küfürler, orrrospu çocuğu diyeceksin böyle dolu dolu adam yarrağıni gotunde hissedecek
////////////////////////////////////////////////////////////
7-Reenkarnasyon olsaydi ne olurdunuz
A) kirpi olurdum amk ortalığın anasını sikerdim
B) gece gece ne diyosun amini dengesini siktimin salağı ananın amini sike sike Türk kahvesine ceviririm
C) kulagakaçan böceği olurdum 2 tane penisim olurdu amk (evet harbiden boyle bir şey var)
D) ördek olur götünü ısırırdım saruman bu nasıl soru böyle
E) bende bu sansla anca tespih olurdum amk ananı sikiyim kader
////////////////////////////////////////////////////////////
8-Aşağıdaki şarkılardan hangisi sizi daha iyi anlatır?
A) Yusuf okur - Eski sevgilim sakso çekmiş
B) bı şarkı vardı pisi no ke ni Na ni naay a do mi ke ni mo diye başlıyordu neydi o
C) kopuktu zincir olduramadım (arogda kaleci olan adamın söylediği)
D) ma layf bi layk uu aaa (gimme gimme some weed)
E) cezayla sagonun iyi olduğu zamanlar neydi öyle amk anası sikildi şimdi piyasanın
////////////////////////////////////////////////////////////
9-asagidaki şehirlerden birini seçin
A) Yozgat
B) pek şehir ayırt etmem ama karadenizlilerin anasını götten sikiyim (bu da baydı amk)
C) Gebze
D) Los encılıs
E) Dilan dere
////////////////////////////////////////////////////////////
10- 30liraniz var, dışarıda tek basinasiniz. Arkadaşlarınızın gelmesine 4 saat var. Ne yapardiniz?
A) Dışarda ne yarak yiyicem 4 saat amk evime giderim
B) Bı tost ayran yapardım acıktım kalaniyla da çay sigara yapar boğazı izlerdim ne güzel kafa dagitmalik
C) Şehirde dolanir telefon kabı kitap bileklik vs falan bakardim herhalde
D) Bir mekana oturur kahve icer telefon bakardim başka arkadaşlara takilirdim onlar gelene kadar napayım
E) medya markta giderim teknolojik adamım ben severim öyle telefon falan bakarım hem para da harcamam amk
////////////////////////////////////////////////////////////
11- redditte kgbden başka takip ettiğiniz subların-kullanicilarin tarzı nedir
A) onlar da mizah tarzında genel olarak ama unexpected falan da var tabi
B) ilgi alanlarım genelde ama haber falan da takip ediyorum arada
C) bı kgb var sikmişim gerisini
D) benim tarzım biraz daha farklı...
E) Aga nsfw sublarin yeri ayrıdır bende amk neler neler var bir bilsen
F) sub değil de saruman diye bir gavat var...
////////////////////////////////////////////////////////////
12- hangisi daha çok zevk verir?
A) çorabın iz yaptığı yeri kasiyosun böyle uff ananı sikiyim
B) sexs sexs sexs geberene kadar sexs
C) Survivor 2020 (pu ananı sikiyim harbiden mi)
D) banyoda dinlenen müzik
E) sıçarken telefon bakmak olabilir
////////////////////////////////////////////////////////////
13-hayatinda kendini en arsız hissettigin an hangisiydi
A) komşu kızını sikmeyi düşündüm bir ara off
B) o da bir şey mi ben komşu kızının annesini sikmeyi bile düşündüm
C) boş tuvalet rulosunu sikmeyi denedim aslında
D) öyle bir an yok
E) lisede sirama geçmeye çalışırken kızın birine sürttürmüştüm / unide kankami siktim
////////////////////////////////////////////////////////////
14- bu soru neden var bilmiyorum. Aşağıdaki acucn programlarından birini seç.
A- Yetenek sizsiniz en duzgunuydu yine amk, güzel şeyler oluyordu harbiden
B- Acun firarda...
C- Survivor 2020 (lan yine mi sen amk)
D- Lan bir ara var mısın yok musun vardi
E- kim milyoner olmak ister
////////////////////////////////////////////////////////////
15-Nasil bir evde yaşıyorsun?
A) normal ev lan 2+1,3+1
B) bilmiyorum ama evde furkantopalin posteri çiğdem ve halter var amk bir de sabun var
C) ailemle yaşıyorum işte klasik
D)dubleks veya 3+1den fazla
E) ev ev değil köpek kulübesi ki amk
////////////////////////////////////////////////////////////
16- hangi flaire sahipsin?
A) masum, admin mevlana sözü paylaş, mutfak robotu, ghost
B) old ya da özel flair (kreosustan alınanlar)
C)elmir ekmek kafalı orospu çocuğu, babet köpeği
D)hiçbiri
E) KALKTI🚀
////////////////////////////////////////////////////////////
17-Asagida betimleyecegim fotoğraflardan hangisi sana en iyi kgbyi tanımlar?
A) bir kağıt var cimere şikayet raporu gibi bir şey üstünde talk yazıyor
B) Lord var sahilde evsiz dayının biriyle bira içiyor
C) köpek var elinde tam ekmek tutuyor boynunu bükmüş
D) kavanoz var içi çay dolu
E) Harika ya
////////////////////////////////////////////////////////////
18- Günlük hayatta en çok kullandığınız taşıt hangisi peki keycibi?
A) otobüs-metro vs
B) ne olursa gideceğim yere varayım yeter kaplumbagaya bile binerim gerekirse
C) At amk soruya bak
D) Motor-Araba
E) BİSİKLET
////////////////////////////////////////////////////////////
19- Çocukken yaptım...
A) komşunun bahçeden erik çaldım/topladım
B) bakkala arkasından küfrettim(orospucocu bakkal)
C) ilkokul hocama aşık oldum
D) Büyüteçle karınca yaktım
E) komşu kızının götünü elledim
Hepsini/birden fazlasını yaptıysanız bu soruyu atlayabilirsiniz, sonucu etkilemez
////////////////////////////////////////////////////////////
20-kgb sizin için ne ifade ediyor?
A) Biliyor musun Zeynep...
B) r6 dokkaebi 👍
C) KGB çıldırmak içindir
D) am ne lan öyle poşet gibi bir şey benimkisi ise adıyla şanıyla yarrak
E) LYLO
////////////////////////////////////////////////////////////
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
AGA KALK SAHUR TEST BİTTİ...
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Peki sonucunuz ne? İlk başta şıkları saymaniz gerektiğini söyledim. Saymadiysan pu kafanı skim, git say hemen.. heh saydın mı? O zaman sonuçlara geçelim:
////////////////////////////////////////////////////////////
A'lar çoğunluktaysa:
Heh sen her platforma uyum sağlayan nisamlo yeş rib anas miyikis unumelakub familyasindansın. Bu familyanin bukalemunusikus türü olarak tüm taşak guruplarında kendini sevdirebilmen ilk ozelligin. Askerde sabun düşurene dayamana rağmen destek oluyrum abey diye geçiştirir, üstüne çavuşu sikersin bu kafayla. Heh bir de bukalemunusikuslarin potansiyellerinden biri olan, evde kimse olmadıgında donsuz gezip götünü Hart Hart diye kaşıyor oluşun gözden kacmıyor, iş yerinde yan masadaki sidikli neclayi kesiyorsun. Her türlü mizahtan anlayan ırkının siki taşağına denk. Bir de şirin bebe gibi gevrek gevrek gülüp elde tespih dolaşıyorsun çevrede de, bu ibneler senin giymetini bilmüyor. Genelde bu turun reddit yaşı fazla ya da öncesinde benzer bir platform kullanmış, belli. fakat cancagzum senin kötü bir özelliğin var, içinde deli gibi gözlüklü sikiş fantezisi barindiriyorsun. Evet evet, gözlüklü sikiş. Kutuphanede tanıştığım amı olan herhangi bir karşı cinse kanguru gibi zipliyabilme özelliğin var, fakat bunu içinde barındırman seni olası bir sikişten mahrum biragiyor. Zeki karşı cins seviyorsun ama bazen utangaç olabiliyorsun. Bırak işler olacagina varsın, sen de kurtul biz de kurtulalım yav. Sağa sola kaldırma artık, çek şu siki gözümüzün önünden. Neyse ki eray bektaşın tanidigisin. Donanımlı adamsın sen değğ...
////////////////////////////////////////////////////////////
B'ler çoğunluktaysa:
Sen endemik türlerden haskeycibicibi familyasına aitsin, keycibide uzun süredir var olup kahvaltida çubuk krakerle besleniyorsun amk. Kesin sabikan falan da vardır senin, olmasa bile içinde 24 ayar bir sikiş-dikiş makinesi barındıran olası bir psikopatsin, bu yüzden insanoğlundan arındırılip kriptonit tasmayla gözetim altında tutulması gereken denişük bir şeysin. Atalarının(o kadar geriye gitme en fazla deden) çiğ et kemirip kan içmesi muhtemel, Fakat maksimum gizlilik özelliğini devreye sokup topluma karisabiliyorsun, hatta gizli gizli başka ne yeteneklerin var da, telefon kulubesinin kostüm değiştirmek değil de amatör film çekmek için kullanildigini bilmediğin icin supermen ruhun içeride kalıyor, sabah 9 gibi patlıyor. Hayatın ise sürekli dalgalanmalarla ilerliyor, hop bı burdasin hop başka hop orda hop burda bı turlu 9 6 düzenli hayata gecemiyorsun amk. Uyku duzenin sıtefın ziveygin ganyanda milletin parasini calip karı kızla yemeye çalışan deli sikişken karakterleri gibi, bugünü çıkartalım yarının anasını sikiyim tarzinda. Bu yüzden sik dönüp dolasip yine senin elinde kalıyor, sen de bir at yarrağı borsacisi gibi yarının penis boyu üzerinden tahmin tutturup zengin olma planları kuran bir adam haline geliyorsun. He ama bu gidişle bir yerden vurucan dongayi da hadi bagalim deli oğlan...gel belime dolan... şkıdımı şkıdım...
////////////////////////////////////////////////////////////
C'ler cogunluktaysa:
Hehee, yakaladım lan seni, ibne seni. Sen o 5 milyon yillik postlara bile gulen adamsın. Tâşuk-u Talat ve fitnat fırkasındansın. Hottan çıkmiyorsun ki yeni şeyler göresin, bir bak demi new posta rollunu kurcukla az. Ama yok, sen kaymakam domalsa valiyi sikme derdine girecek, her zaman dahasını isteyecek türdensin. Ayrıca mıkırsın da. kerhaneye gitsen dahi fatura kestirirsin de, biliyosun böyle böyle zengin olnuyür. Bu külyutmaz denizde batmaz şeklinde giden hayatın çerçevesinde ise ogrendigin bir şey var, her zaman eşşeği sağlam kazıga vurdun mu, bırak iti kopegi, hoca Nasrettin ibnesi gelse çalamaz, öyle diyim. Fakaat, senin de bir kötü özelliğin bu işte. İşin derinini kim siker diyorsun kuzum. Çiçeği koparıp kelebeği sormuyor, kim bilir onu hangi atın sikine hapis eyliyorsun. Sonra da laf etti oluyor. Etmeyin guzum etmeyin. Sevin sevişin, ama sikişten sonraki sigarayı tuvalette sıçarken içmeyin. Olmadı, beraber sıçın! İnsan tanıyın, kıymeti bilin. Palp fikşın izleyin mesela, leyon izleyin. ibnelik yapmayin. Hayatın dadina varın...
////////////////////////////////////////////////////////////
D'ler cogunluktaysa:
Bu tür ise en stabil tür olmakla beraber bunlardan biri olmanız halinde götünüzü tavana kaldırmanız muhdemeldir benim sevgili kgb aylem. Şu andan itibaren commentlerde zaman zaman denk gelwbileceginiz bu narsist ibnelerden oluşan tekdogrusikbenimkikus familya siz de hoş geldiniz, öyle ki siz camdan sepet sallayan kadına bile dur abla o öyle sallanmaz diyip sepeti elinden alacak, sevişirken gocasina o karı öyle sikilmez diye mudahele edecek bir sosyopatsiniz. Fakat siz de haklısınız, e bir siki dogrultamiyor ki bu ibneler dediğizi duyar gibiyim, ama evvela demek lazım bu ibneler niye siki dogrultamiyor. Ya da tüm sikler bir mi doğruluyor. Hayatta her zaman mukemmelliyetci olmaktan vazgeçin guzum. Rahat yaşayın biraz, bukalemunusikus gibi olun. Bırakın tavşan sikini taşa sürten tavşan dağı siktim desin, size ne. Takmayın kafaya bu kadar hayati. Açın bir nwsf, yok yok, nswf acin bir tane. Heh. Bakın ona, kadının sol memesiylen sağ memesi bir mı? E değil tabi. Olmayacak da. Sizin hayatınıza da dağınıklık gelmesi iyi olacaktır. He tabi iyi yanları da yok değil bu yarı kaçık edisonlugunuzun, hayatınızı düzgün bir iş adamı gibi yaşamanızı sağlamıyor mu, sağlıyor. Neydi, heh doli. Koyun doli olmayın, maymun marsupilami olun. Uu u ahh ha
////////////////////////////////////////////////////////////
E'ler cogunluktaysa,
Sen çare bulunmaz bir kgb masturbasyoncususun. Kgbye girmeden önce sikini kıbleye doğru kaldırıp çoktan sabunu sürmüş oluyorsun bile. Şu an bu textpostu okurken bile sıvazlıyor olman muhtemel hatta. Ama bu gruba katkin böyük senin de. Gizliden gizliye tüm veritabanlarina giriyor, insan beyninin sınırlarını zorlayacak binlerce porno arşivinin altın anahtarını milenyum bulmacası gibi boynunda taşıyorsun. Günlük hayatta neşeli ve iyi birisin, fakat madalyonun diğer yüzünde gözleri kan bürümüş iflah olmaz bir masturbasyoncusun. Ve eline geçireceğin ilk karşı cinse çeşitli fantâziler yapmaktan cekinmeyecek, ona dovulmeyi bekleyen pirzola eti gibi davranmayı bir an bile sorgulamayacak olman tüm yüreklere korku saran bir gerçek. Seksin kültleşmesine sonuna kadar destek çıkmana ve estetik sekse saygı duymana rağmen anlık bir hisimla karşı cinse gocan böyle skebiliyor muğ demen sonucu ise tüm libidoyu kacirabilirsin, veya kafasını duvara sürterek devam edebilirsin bilmiyorum ama dikkatli ol mutlaka yüce KGB otuzbircisi. Diğer postlara da upvote atmayı unutma amk. Lan kime diyorum. Çek o sikini masanın üstünden... Lan!
////////////////////////////////////////////////////////////
Eğer F işaretlediysen
Sen adamsın, gireyim de tüm postlarina turuncu ok büyüsü yapayım, çünkü sadece kaliteli adamların olduğu bir yerdesin eheheh
///////////////////////////////////////////////////////////
Burayı okumayı unutma he, sonraki bölüm hakkında
Evet KGB, testimiz bu kadardı; umarım beğenmişsinizdir. Peki burdan sonra ne olacak? Basit, türünüzü (bukalemunusikus gibi) comment bırakıyorsunuz, ben de sonraki bölumde sizin hangi hayali karakter olduğunuzu yaziyorum, örneğin u/götümdennickattım: advençır taymdaki gökkuşağı atı siken köpek gibi.
Unutmayın e dostlar!
////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////
Saruman sundu.
////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////
submitted by SikiTuttunSaruman to KGBTR [link] [comments]


2020.05.04 18:07 uwurashii Nazif kalk ÖSS'yi kaçırdın

+Nazif -ha +ÖSS'yi kaçırdın -O_O +ÖSS'yi kaçırdın Nazif -ya (şak) anasını sikicem yaaa +okuyup büyük adam olamayacaksın Nazif -... +(tık) nasıl kaçırırsın ÖSS'yi Nazif? +hahah kaçta başlıyordu sınav? -10 +saat kaç? -11 +hahahahahah çalışmış mıydın sınava? -üff çok yoğun bir tempoyla çalıştım yaklaşık 4 ay gece gündüz ders çalıştım güveniyordum kendime +eheheheheheh -iyi bir yer istiyorum hukuk istiyordum +hukuk Galatasaray hukuk mu ahahahah Galatasaray hukuk muydu hedefin? -orasıydı ve ya Boğaziçinde herhangi bir bölümdü +herhangi bir bölüm ahahahah hedefe bak hahahaha herhangi bir bölüm eee? -ama olmadı +hahahah girmiş de kazanamamış gibi hahah nasıl kaçırırsın ÖSS'yi ya? manyak mısın sen? -YAAA ABİ UYANDIR DEDİM ŞİMDİ UYANDIRIYOSUN YAA +salağa bak ahahahah ben.. geri zekalı sınavı olan ben miyim sen uyanıcaksın ibne yavşak bir de bana şey yapıyor fırça kayıyor -yaa +eheheh neyse seneye artık eheheheheheee oğlum sınava giren kişi sayısını senin gibi öküzler arttırıyor işte 2 milyonun 1 milyonu böyle boş, beleş, işe yaramaz gerizekalılarla dolu -.. +hehehe hadi o zaman uyu hahahaha -abi ya 11 mi saat ya? +heheheheh saatini ileri aldım kalk 2 saat ileri aldım senin saatini kalk -hadi canım +tabii oğlum kalk hadi KALK KALK 9 saat hadi kalk -ciddi misin +evet -saate bakiyim bi +kamera açık bakamazsın -ıı kamerayı kapat o zaman +hadi oğlum 11 benim şeyden bak kol saatinden bak
submitted by uwurashii to kopyamakarna [link] [comments]


2020.03.28 08:37 crowingcock Şikeci Piç Tsubasa ve takımı

tsubasa izlerken dikkatimi çeken, belki de kimsenin konuşmaya cesaret edemeyeceği ilginç bir olay.
nankatsu takımı,1982 yılında ilk ve orta okullar arasında düzenlenen ulusal turnuvada şike yapmıştır. turnuva, 6 takımdan oluşan 8 grubun bulunduğu, grup aşamasından oluşuyor. ve her grubun ilk iki takımı nakavt aşamasına geçiyor.
yani toplamda 48 takım katılıyor bu turnuvaya. ancak sadece 12 takım elemelere kalabiliyor. yani klasik; son 16, çeyrek final, yarı final, final şeklinde.
nankatsu ilk gruba, yani ölüm grubuna düşüyor.
meiwa- hanawa-osu gibi takımlar var gruplarında. her takım toplamda 5 maç oynuyor, iç saha dış saha yok gibi görünse de nankatsu, meiwa dışındaki tüm maçları kendi iç sahasında oynuyor.
meiwa, ilk maçta nankatsu'yu 7-6 tokatlıyor. ve nankatsu diğer tüm maçlarını kazanarak grubu ikinci bitiriyor.
ve grup şu şekilde sonlanıyor:
meiwa - 13 puan
nankatsu- 12 puan
hanawa-10 puan
hanawa, yani tachibana kardeşler yalnızca nankatsu'ya 3-2 yeniliyor, nankatsu'nun yenildiği meiwa gibi güçlü bir takımla deplasmanda 5-5 berabere kalıyor. sadece tek maçlarını daha dış sahada oynuyorlar, ve hikmetse bunlardan biri de nankatsu'ya yenildikleri maç.
iki şaibeli deplasman ve kaybedilen 4 puan. tachibana kardeşler nankatsu ile berabere kalmayı başarsa gruptan ikinci çıkacaklar. zira, nankatsu 10 puanda kalacak, hanawa 11 puanda olacaktı.
diğer grupları araştırdım ancak hemen hemen hiçbir bilgi yok denilebilir diğer takımlar hakkında. ancak üçüncü grubun lideri furano ve dördüncü grubun lideri musashi diğer dikkat çeken takımlar arasında.
son 16'ya kalan takımlar listelenen şekilde:
furano kawazoe musashi sannomiya meiwa maebashi nankatsu kasai yonago shinjou hitachi naniwa
meiwa'nın finale kadar olan sonuçları:
son 16/ meiwa-maebashi 10-0
çeyrek final/ meiwa-kasai 7-0
yarı final/ meiwa-furano 3-2
nankatsu'nun finale kadar olan sonuçları
son 16/ nankatsu-naniwa 5-1
çeyrek final/ nankatsu-shinjou 7-0
yarı final/ nankatsu-musashi 5-4
meiwa'nın oynadığı furano kendi grubunun birincisi, nankatsu'nun oynadığı musashi'de kendi grubunun ikincisi.
meiwa, kendi grup birincisini yarı finalde güzel bir oyunla, en azından skor tatmin etmese de yenmeyi başarıyor.
nankatsu, ise kendi grubunu ikinci bitirmiş, sannomiya, hitatchi gibi çerez takımları tokatlayarak yarı finale gelmiş, şanslı musashi'yi göte balığa 5-4 yeniyor.
ve tahmin edersiniz ki finalde meiwa ve nankatsu karşılaşıyor. şimdi takımların kadro üzerinden maç analizini çıkarmak istiyorum.
nankatsu'nun kadrosuna bakalım:
----------------------- genzo wakabayashi------------------------ ------------kishida - nakayama- takasugi -ishizaki---------------

--------------------------iwami---izawa--------------------------

------------------------------misaki----------------------------
-------kisugi--------------tsubasa----------------------taki-----
güçlü bir kadro, ancak defans hattı ve liberolar çok zayıf. misaki, tsubasa ve wakabayashi dışında elle tutulur adam yok.
gelelim meiwa'nın kadrosuna:
----------------------- ken wakashimazu------------------------

------------takagi - nagano- ishii -kawagoe---------------

------- sakomoto----- enomoto------hori------------- ------------------------------sawada----------------------------
---------------sawaki ----------hyuga---------------------------
meiwa'nın dizilişi ise hemen hemen bu şekilde. orta saha ağırlıklı, atak futbolunu seven, pasa dayalı bir futbol mantığı hakim meiwa'da. pek defans yapmazlardı, zira kalecileri genzo'dan bile daha iyi olan wakashimazu idi.
finali maçı toplamda 16 bölüme yaydırılmış, 17-8 dakikalık bölümlerden oluşarak tam 4 saat sürmüştür.
bu maçta üç pozisyonda kendi arasında çekişme, rekabet barındırmaktadır.
kaleciler: genzo wakabayashi/ ken wakashimazu
orta saha: taro misaki/ takeshi sawada
forvetler: tsubasa ozhora/ kojiro hyuga
aslında futbol maçı mıydı, yoksa flashbacklerden oluşan ruhani bir aydınlanma ritüeli miydi bilemiyorum. ama, kayıtlarda ulusal şampiyona final maçı diye geçmektedir. o yüzden maç olarak nitelendiriyorum.
oğlum maç öyle bir maç ki, nankatsu'nun üç yıldızı da sakatlandı. hatta wakabayashi zaten yeni sakatlıktan çıkıp maç kadrosuna alınmıştı, bu maçta hyuga'nın hayvani şutları yüzünden tekrar sakatlandı.
karate disiplini ile yetişmiş, fantastik hareketleri ile ünlenen wakashimazu meiwa'nın çöp defansını tek başına toparlasa da, misaki ve tsubasa'nın yeteneklerine daha fazla dayanamayarak gol yedi. ancak, golü misaki ve tsubasa'nın güçlerini birleştirerek topa aynı anda vurması sonucu yedi.
ilk devre skoru: 1-0
ayı boğan hyuga, wakabayashi'yi basit şutlarla geçemeyeceğini anlayınca, kaleye yaklaşmaya çalışır. allah allah nidalarıyla nankatsu surlarına dayanan, meiwa sağlı sollu ataklarla kaleyi yoklamaya başlar. ancak, ataklardan yılan wakabayashi hyuga'nın sert şutunu sektirir ve dön top hyuga'ya gelir ve hyuga topu kafasıyla ağlarla buluşturur.
skor 1-1
ikinci yarının ortalarına doğru misaki, tsubasa sakatlanır. hayvan oğlu hayvan meiwa orta saha oyuncularının, deli gibi pres yapması sonucu bitkin düşerler. hyuga'nın hayvani güçlükteki şutlarına uçmaktan yorulan wakabayashi'nin ise sakatlığı nükseder. zaten bu üç oyuncu dışında hiçbir sike yaramayan çöplerden oluşan nankatsu iyice orta sahada top kaybeder, defansında açık verir hale gelmiştir. hyuga, fırsat bu fırsat deyip yerden pis burunu dayayarak skoru 2-1'e getirir.
maçın bitmesine çok az bir süre kalmıştır. hyuga, yumruğunu havaya kaldırır ve cengiz özkan'dan ben bir gerçeğe bel bağladım türküsünü söylemeye başlamıştır. zira, hyuga bu turnuvayı kazanırsa toho futbol akademisi'nde sporcu bursu alacaktır. tam her şey harika giderken, nankatsu'nun bok ettiği korner vuruşunu yakalayan wakashimazu, hemen hızla topu hyuga'ya götürür. tüm hücum hattıyla meiwa sahasına yığılan nankatsu atağa ileride yakalanır. hyuga, r1 tuşunu kökleyerek son sürat kaleye doğru koşar ancak, yarı sahada wakabayashi'nin geldiğini fark etmez ve topu kaptırır. wakabayashi topu misaki'ye şişirir, misaki topu tsubaya çevirir ve tsubasa golü yazar skor 2-2'ye gelir.
nihai skorun 2-2 olması sonucu maç uzatmaya gider. omzundan, çeşitli yerlerinden sakatım diye 5 bölüm beynimizi siken tsubasa beyimiz gayet akrobasi ve çeviklik getiren rövaşata vuruşuyla skoru 3-2'ye getirir. hyuga ve wakashimazu çıldırır, topla tüfekle topyekün nankatsu surlarına dayanırlar. tam, hyuga skoru eşitleyecek derken, misaki topu çizgiden çıkarır ve kafayı kalenin direğinde patlatır. arkadaşının, kafasının patladığın gören tsubasa cinnet getirir ve kim var kim yok çalımlayıp, kaleciyi de geçerek skoru 4-2'ye getirir.
ve finali nankatsu 4-2 kazanır.
affedersiniz de bu maçın şikeli olduğunu görmeyen, gitsin de gözlerini bir kontrol ettirsin. oğlum ikinci yarının ortalarına doğru 3 eleman sakatlanıyor. devre aralarında tsubasa'nın yanına doktor gelip habire sıvı enjekte ediyor. misaki desen kim bilir maça çıkmadan ne aldı. wakabayashi desen maça sakatlıktan dönerek çıkıyor, hyuga'nın bilmem kaç km hızındaki şutlarıyla tekrar sakatlığı nüksediyor ama 4.5 saat maç oynuyor, bana mısın demiyor lan.
hyuga, wakashimazu 11 kişiye karşı mücadele ediyor bu maçta. sawada, tam bir hayal kırıklığı. onun dışındakiler zaten bırakın futbol oynamayı, futbol sahasına çıkmaları bile yasaklanmalı.
meiwa bu nankatsu piçlerini grup aşamasında tokatlaya tokatlaya geçtiler. onda da tsubasa ve piçleri tamamen şansa gol atıp farkı eritmişlerdi. halbuki skor 7-6'dan çok daha farklıydı.
tsubasa'nın kişisel antrenörü roberto ne dedi bu maça çıkmadan? ''bak koçum bu maçı alırsan seni brezilya'ya götürürüm, alamazsan oturur bu mallarla maç yapmaya devam edersin'' dedi.
ee, tsubasa nankatsu'yu sikine mi takıyor oğlum. tamamen kendi şahsi menfaatini ve kariyerini düşünmek için bu çöplere katlanarak, takımda kaldı. pas vermez, takım oyunundan anlamaz, habire en çok golü ben atayım derdinde.
devre arasında, doktor diyordu ki ''bak aslanım, bu omuzla, bacakla top oynamaya devam edersen bu maçta, bacağını eline alır yürüyemezsin''dedi. ee o kadar acl sakatlığı, bilmem ne sakatlığına rağmen adam 50 metreye çıkıp rövaşata golü attı. sonra düştü kalktı hiçbir şey oynamamı gibi oynamaya devam etti.
demek ki tsubasa; ya advil aldı, ya da başka bir yasak doping maddesi kullandı. misaki, wakabayashi'ye de tembihledi bakın kardeşim bu maçı alamazsak, ben brezilya'ya gidemeyeceğim falan dedi. sawada ile hasım olan misaki, wakashimazu ile hasım olan wakabayashi kendi intikamlarını göz önünde bulundurarak kabul etti ve hepsi yasaklı madde kullandı, o yüzden ağrılardan sızılardan, sakatlıklardan etkilenmeyerek meiwa'nın annelerinin hak sütü gibi kazandıkları maçı 4-2 kaybetmelerine neden oldular.
tsubasa ve nankatsu piçleri yargılanmalıdır..!
submitted by crowingcock to kopyamakarna [link] [comments]


2019.11.15 13:53 NerysWyn Hangi durumda borç kefillerden alınıyor?

Merhaba şuanda YLSY bursu ile master yapıyorum. Hem psikolojik hem de dersler anlamında çok kötüyüm, istemediğim ve bilmediğim bir bölüme zorla kurum tarafından gönderildim. Bunu kaç defa MEB yetkililerine söyledim, yalvardım, biz kurumlara karışmayız nereye isterlerse gönderirler dediler. Başvurduğum konuyla alakasız, bölüm derslerini de hiç bilmiyorum, kılavuzı neden öyle hazırladılar o zaman madem bu bölüme öğrenci göndereceklerdi dedim, MEB bana mısın demedi. Bir hata yaptım kabul ediyorum, bilmediğim bir bölümü kabul etmeyip bu bursu hiç almamalıydım. Ama yaptık bir hata geldik. 2 aydır İngiltere'deyim. Şimdi ben tazminata düşmeyi ve hayatımın sonuna kadar bile sürse borç ödemeyi göze alıyorum (o derece kötü durumdayım burda). Ama kefillerime böyle bir şey kesinlikle ve kesinlikle yaşatmak istemiyorum, sadece kendim ödemek istiyorum. Türkiye'ye dönünce iş bulup bulamayacağım meçhul (bu bursa da işsizlik yüzünden bulaştım zaten) doğal olarak kefillerime gidilmesinden korkuyorum. Ben şahsen borç ödemeyi kabul etsem bile, maddi durumum yetersiz ise hemen kefilleri mi zorlarlar?
submitted by NerysWyn to MebTazminat [link] [comments]


YouTube Benim Annem Bir Melek  13.Bölüm - Sevilmeyecek Kız Mısın ... Yeni Bir İddiaya Var Mısın? - Aşk-ı Memnu 29. Bölüm - YouTube Bir Zamanlar Çukurova 61. Bölüm Fragmanı - YouTube Bir Zamanlar Çukurova 60. Bölüm - YouTube Bir Zamanlar Çukurova 40. Bölüm - YouTube Hazır Mısın ?  1.Bölüm Tek Parça (HD) Baraj 1. Bölüm - YouTube

Mehmed Bir Cihan Fatihi Final izle 6. Bölüm 1 Mayıs 2018 ...

  1. YouTube
  2. Benim Annem Bir Melek 13.Bölüm - Sevilmeyecek Kız Mısın ...
  3. Yeni Bir İddiaya Var Mısın? - Aşk-ı Memnu 29. Bölüm - YouTube
  4. Bir Zamanlar Çukurova 61. Bölüm Fragmanı - YouTube
  5. Bir Zamanlar Çukurova 60. Bölüm - YouTube
  6. Bir Zamanlar Çukurova 40. Bölüm - YouTube
  7. Hazır Mısın ? 1.Bölüm Tek Parça (HD)
  8. Baraj 1. Bölüm - YouTube
  9. Mete, Ali Kaptan'ı DÖVDÜ! - Öyle Bir Geçer Zaman Ki 30. Bölüm

Baraj 1. Bölüm Özeti: Nazım; geçmişinde yaşadığı bir olaydan dolayı yüzünün yarısı ciddi derece yaralanmış içine kapanık biridir. İnsanlarla iletişim kurmakt... Adnan, on bir yıl önce eşini kaybedince, sosyal hayattan uzaklaşıp köşküne çekilmiş, bütün ilgisini kızı Nihal ve oğlu Bülent’e vermiştir. Aile yadigâri emek... Aşkın sınırsız, kavganın ölümüne, umudun inadına yaşandığı “Bir Zamanlar Çukurova” atv’de... Bir Zamanlar Çukurova YouTube Kanalına Abone Olmak İçin; https:/... Kazananı çok olan kaybedeni olmayan bir yarışma bu. Bu bölümde çocuklarımız bilgi, goalball, 50 metre koşu, bom ve mandal takmaca yarışmalarıyla hem eğleniyor hem de eğlendiriyor. Bir Zamanlar Çukurova 61. Bölüm Fragmanı Bir Zamanlar Çukurova 61. Bölüm'de Züleyha'nın duruşmasına Demir geliyor ve hakime Züleyha'nın büyük bir ceza alması... Cadılığına çok cadı, ama bir o kadar da tatlı bir kaynananın etrafında, kocaman, mutlu ve çok komik bir aile! Neriman çocuklarının üzerine titreyen bir melek... Öyle Bir Geçer Zaman Ki 30. Bölüm - Mete, annesine kötülük eden Ali Kaptan'ı dövüyor. Yaşadığı olay, Cemile için kolay atlatılacak bir travma değildir. Hâlâ ... Sevdiğiniz videoların ve müziklerin keyfini çıkarın, orijinal içerik yükleyin ve tümünü YouTube'da arkadaşlarınızla, ailenizle ve dünyayla paylaşın. Bir Zamanlar Çukurova 60. Bölüm Özeti: ZÜLEYHA ŞİMDİ DE CEZAEVİNDE Mİ ÇİLE ÇEKECEK? Yaşadıklarına, kendisine yapılanlara ve en çok da evlatlarından ayrılmaya...